Hep yakınırız ya; bindiğimiz arabada, arabaya koyduğumuz benzinde, kullandığımız beyaz eşyada ya da her sabah kullanılan traş köpüğü veya sıkılan parfümde verginin de vergisini alıyorlar diye. Yakınırız ama alınan bu vergilerin nedenlerini hiç sorgulamayız.
            Devletlerin en büyük gelir kaynağı vergilerdir. Bizler zamanında veya hiç vergi ödemezsek, bundan kaçınır ve üstüne üstlükte kendimize bunu bir gurur vesikası addedersek; Üzgünüm bayım, ama daha çok vergi ödeyecek ve daha çok yakınacaksınız. Ne zaman vergi kaçırmayı aklımıza bile getirmezsek ve bir vatandaşlık görevi olan vergi ödeme vazifesini hakkıyla yerine getirirsek bilelim ki: vergiler düşecek veya kaldırılacaktır.
            Devletlerin gelirlerinden vazgeçebilmesi için yerine koyabileceği “İkame” bir kaynağı olması gerekir. Yaşayanlar, hele hele depremi bizzat yerinde yaşayanlar; kederle ve ölenlere rahmet okuyarak hatırlayacaklardır, 1999 Marmara depremini… Depremden sonra bölgenin yeniden iskanına mali destek olması amacıyla geçici olarak Özel İletişim Vergisi hayatımıza girmişti. Depremin acılarını elimizden geldiğince sarmaya çalıştık, bölge eskisinden daha iyi iskan olundu, kentleşti fakat; Özel İletişim Vergisi’ni hayatımızdan çıkaramadık.
            Neden? Çünkü yerine ikame edecek başka gelirimiz olmadı da o yüzden.
            Hani okul yıllarımızda sınıfımızdaki yaramaz arkadaşın cezasını bütün sınıf çekerdi ya; ne kadar da vergiyi bir ceza olarak konumlandırmamak gerekse de, vergisini tam veya zamanında ödemeyen mükellefin yükünü de hakkıyla vergisini ödeyen çekecek. Vergi ödeme güdüsünü ne zaman içselleştirirsek, eşimizin dostumuzun, yanımızdaki komşumuzun vergi kaçırmasına müsaade etmeyerek, Uyarırsak! Bilin ki, bu iş hallolmaya başlamıştır.
            Bu kadar karamsarlıktan sonra size bir müjdem var; aslında bu iş hallolmaya başlıyor. Nasıl mı?
            Farkındaysanız, nerdeyse son 2 sene içerisinde 3 defa vergi affı çıkarıldı. 11 Eylül 2014 tarih ve 6552 sayılı kanun ile o tarihe kadar ödenmemiş vergi ve para cezaları yapılandırılarak, kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hakkında düzeltme imkanı verildi. Aslında bu af kanunu, içinde bulunduğumuz ayda son taksitinin ödenmesi gereken 6736 sayılı olan ve ülke tarihimizin en kapsamlı vergi/ceza affına göre daha bir kısmi af niteliğindeydi.
            90 milyar TL’yi bulan son vergi/ceza affı-yapılandırması: vergi ve ceza borcu olanlara borçlarını yapılandırma fırsatının yanında, vergi mükelleflerinin yasal defterlerinin ve vergi beyanlarının gerçeği yansıtabilmesi için geçmiş dönük düzeltme imkanı da sundu. Şimdi ise yeniden bir Vergi Affı ile karşı karşıyayız.
            Affın hiç affı olur mu demeyin, oldu işte. Hem iyi de oldu. Çünkü halen önceki aftan yararlanmayan vergi/ceza borçlusu varmış ki; yeni yapılandırmadan yaklaşık 70 milyar lira ödenmemiş vergi ve prim borcunun yapılandırılması beklenirken, bütçeye de toplamda 4 milyar lira ek kaynak oluşturacağı tahmin ediliyor.
            Yeni yapılandırma sadece 01 Temmuz 2016 ile 31 Mart 2017 tarihleri arasındaki dönemi kapsamakta, yani daha önce yararlanılmış olan ve 31 Mayıs 2017 tarihi itibariyle ilk iki taksitinin ödenmesi gereken 6736 sayılı yapılandırma borçlarını kapsamamaktadır.
            Bunun neresi affın affı oluyor derseniz, sizlere şöyle açıklayayım;
            Maliye Bakanı Naci Ağbal dümene geçtiğinden beri yapısal reformlar yapmaktan geri durmuyor, getirdiği yeniliklerin ardı arkası gelmiyor. “Dünya karşılaştığın fırtınalarla değil gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.” mantalitesini benimsemeden ve fırtınalarla karşılaşmaktan geri durmadan elini taşın altına koyuyor. Son dönemde gerçekleştirilen/hayata geçirilmesi düşünülen yenliklere baktığımızda:
            - Son 2 yılda 3 defa vergi/borç affı-yapılandırması getirildi,
            - Birçok elektronik alt yapı oluşturuldu/geliştirildi: e-beyanname, e-fatura, e-tebligat, e-defter, e-vergi dairesi vb.
            - İhtiyaca cevap veremeyen Gelir ve Kurumlar Vergi Kanunları birleştirilerek tek bir vergi kanunu haline getirilmek üzere,
            - Yeni Vergi Usul Kanunu hakeza yolda,
            - Vergi incelemelerinde daha fazla şeffaflık ve öngörülebilirlik için Taslak Vergi İnceleme Tutanağı getirildi,
            - Mükelleflerin son dakika vergi inceleme sürprizleriyle karşılaşmaması için Zamanaşımı süresinin 5 yıldan 3 yıla düşürülmesi çalışmaları devam ederken, Zamanaşımına uğrayacak verginin son 6 ayında vergi incelemesinin yapılamaması talimatı çoktan verildi,
            - İhracatçının en büyük sorunlarından birisi olan vergi iadesi için maliye bürokrasisine takılmadan gerçekleşecek Hızlı İade Sistemi getirildi,
            - Vergisini zamanında ödeyen/vergi karnesi iyi olan mükelleflere %5’lere varan vergi indirimi uygulanmaya başlanmak üzere,
            -  Zora düşen ve vergi karnesi iyi olan mükelleflerin Af Kanunlarını beklemeksizin istedikleri zaman başvurabilecekleri Sürekli Vergi Yapılandırması Sistemi düzenlenme aşamasında. Ve daha birçok, kamuoyuna açıklanmayan yeniliklerinde eli kulağında…
            Bu aflar/yapılandırmalar ile ardı arkası gelmeyen yenilikler, yeni bir sistemin de öncüsü aslında. Bu sistem, devletin vergisel yükümlüklerini tam ve zamanında yerine getirecek mükelleflerin yanında olacağı, tam aksine vergi karnesi kötü olan mükelleflerin ise takibinin daha sıkı olacağını bizlere vadediyor.
            ‘Affın affı’ diyorum çünkü birbirini kapsamasalar bile birbirinin devamı ve tamamlayıcısı olan bu aflara yukarıda saydığımız yenilikler penceresinden bakılırsa devletimiz diyor ki; Gel vatandaşım senin borçlarını kökünden kazıyarak temizleyelim. Sana iş hayatını kolaylaştıracak yenilikler getireyim. Sen de ticaret hayatında yeni bir sayfa aç ve işine gücüne bak. İçinde bulunduğumuz kısmi ekonomik daralmayı birlikte atlatalım. Krizleri fırsatı çevirerek Yeni Türkiye’nin kapılarını aralayalım…

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.