15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra, darbe teşebbüsünde bulunanları Türk vatandaşlığından çıkartılması yüksek sele tartışılmaya başladı. Esasen bu konuyu, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden önce ilk kez Cumhurbaşkanı dile getirilmişti. 5 Nisan Avukatlar günü dolayısıyla Beştepe’de konuşan Recep Tayyip Erdoğan, teröre destek verenlerin vatandaşlıktan çıkarılması için adım atılabileceğini dile getirdi. FETÖ’nün 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle bu konu yeniden gündeme geldi, daha sık dile getirilmeye başladı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 14.12.2016 tarihinde, "Yurt dışında bizim vatandaşımız olup da PKK'ya oralarda aktif destek verenlerle ilgili vatandaşlıktan çıkarma dahil her türlü tedbiri alacağız." dedi.  Bu konu sadece Türkiye’de değil, başka ülkelerde de tartışılıyor. Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, Almanya’ya dönen terör örgütü militanlarının Alman vatandaşlığından çıkartılabilmesi için bir yasa tasarısı hazırlığı yapıyor. Tasarı, Almanya’nın vatandaşlık yasasının Alman askerlerine ilişkin 28.maddesini örnek alıyor. Bu madde Alman Ordusu’nda görev yapan askerlerin başka bir ülkenin ordusuna katılması halinde alınacak önlemleri düzenliyor. Tasarıda, Alman askerleri için geçerli olan maddenin gelecekte terörist faaliyetlerde bulunmak isteyenlere de uygulanması öngörülüyor. Bu niyetin  “Federal Almanya Cumhuriyeti’nden ayrılma” anlamına geldiği ve “bu davranışın Alman vatandaşlığının kaybını meşru kılacağı” belirtiliyor. Darbe teşebbüsünde bulunanların Türk vatandaşlığından çıkarılmasının hukuki sonuçlarını tartışmak gerekiyor.

1)-Vatandaşlıktan çıkarma “cezalandırma” aracı değildir:
Öncelikle, ceza hukukunun en temel prensiplerinden biri, “kanunsuz suç olmaz, kanunsuz ceza olmaz” prensibidir. Suçlar ve cezalar ise yasalarda tek tek sayılmıştır. Eylemin niteliği, sonuçları ne kadar ağır olursa olsun, hiç kimseye, yasada sayılmayan bir suç isnadında bulunamazsınız, yasada yer almayan bir ceza ile de cezalandıramazsınız.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda;
Cezalar
MADDE 45. – (1) Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.
Hapis Cezaları
MADDE 46. – (1) Hapis cezaları şunlardır:
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası.
b) Müebbet hapis cezası.
c) Süreli hapis cezası.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası
MADDE 47. – (1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder, kanun ve tüzükte belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir.
Müebbet Hapis Cezası
MADDE 48. – (1) Müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca devam eder.
Yaptırımlar
MADDE 50. – (1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,
Çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhâl infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir.

 
Yukarıda listede görüleceği üzere, cezalar arasında, “vatandaşlıktan çıkarma cezası” yer almamaktadır. Vatandaşlıktan çıkarmayı cezalandırma aracı olarak kullanacak isek, böyle bir yöntem hukuki bir temele dayanmadığı için hukuka aykırı olacaktır.

2)-Türk Vatandaşlığının kazanılması ve kaybedilmesi:
Hukuk devletinin bir gereği olarak, mevzuatımızda, Türk vatandaşlığının kazanılması da kaybedilmesi de kurallara bağlanmıştır.
Türk vatandaşlığı, en çok doğum ile kazanılmaktadır. Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, soy bağı veya doğum yeri esasına göre kendiliğinden kazanılmaktadır. Türkiye içinde veya dışında Türk vatandaşı ana veya babadan evlilik birliği içinde doğan çocuk Türk vatandaşıdır. Türkiye'de doğan ve yabancı ana ve babasından dolayı doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumdan itibaren Türk vatandaşıdır. Türkiye'de bulunmuş çocuk aksi sabit olmadıkça Türkiye'de doğmuş sayılır. Türk vatandaşlığı, (göçmenlik, evlenme, evlat edinilme, seçme, sebeplerinden birine istinaden) yetkili makam kararıyla sonradan da kazanılabilir. Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz. 
Yasada belirlenen hallerde, Türk vatandaşı, Türk vatandaşlığından çıkarılabilir. Bunlardan birincisi, Türk vatandaşının çıkma isteğidir. Bakanlar kurulu, çıkarma kararı verebilir. İkinci yöntem, idari mercilerin Türk vatandaşlığından çıkarma işlemidir. Türkiye’nin menfaatlerine uymayan hizmette bulunanlar vatandaşlıktan çıkarılabilir. Anayasanın 66.maddesinde: “Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.” Hükmü yer almaktadır. Madde metninde açıkça görüleceği üzere, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylem söz konusu olmadığı takdirde hiç kimse vatandaşlıktan çıkarılamayacaktır. İdarenin her türlü eylem ve işlemleri yargı denetimine tabi olduğundan, vatandaşlıktan çıkarılan kişi, mahkemeye başvuruda bulunarak, vatandaşlıktan çıkarılma işleminin iptalini talep ve dava edebilir.
Dünyanın hemen her ülkesinde, devletlere, (idareye) vatandaşlarını, vatandaşlıktan çıkarma yetkisi verilmekte ise de, siyasal iktidarlara böyle bir yetkinin verilmesini tehlikeli buluyorum. Ceza kanunları, suç teşkil eden eylemleri saymıştır. Suç işleyenlerin hak ettikleri cezaları da saymıştır. Vatandaşınız, bu suçlardan birini işlediğinde en ağır cezalara çarptırabilir, hatta ömür boyu cezaevinde çürütebilirsiniz. Ancak vatandaşın kendi isteği talebi olmadığı takdirde,  devletlere, vatandaşlıktan çıkarma yetkisinin olmaması gerekir. Diğer yandan, vatandaşlıktan çıkarma, sadece vatandaşlıktan çıkarılanı değil, eşini ve çocuklarını da ilgilendirmektedir. Eşinin ve çocuklarının cezalandırılması, ceza hukukunda cezaların şahsiliği ilkesine de aykırıdır. Özetle, Milletlerarası hukukta vatandaşlık son derece önemlidir. Vatandaşlıktan çıkarma konusu gündeme geldiğinde, vatansızlığın, bazı durumlarda, yıllarca hapis yatmaktan daha ağır sonuçları olabileceğini unutmamak gerekir. Bazı ülkelerde, (örneğin Almanya’da) “başka bir vatandaşlığa sahip olmayanların vatandaşlıktan çıkarılması kabul edilmemekte” ise de, Türkiye’de böyle bir hüküm bulunmadığından, vatandaşlıktan çıkarılanların “vatansız” kalma durumu söz konusu olabilecektir. Vatandaşlık kanunumuza, vatandaşlıktan çıkarmanın “asker kişilerle sınırlandırılması”, buna ilaveten, “başka bir vatandaşlığı olmayanların vatandaşlıktan çıkarılamayacağı” konusunda hüküm konulmalıdır.

3)-Vatandaşlıktan çıkarma Türkiye’nin menfaatine mi?
Türk vatandaşlığından çıkarma yetkisinin, Bakanlar Kuruluna verildiğini belirtmiştik. Bakanlar Kurulunun, bu işleminin, Türkiye’nin çıkarlarına uygun olup olmadığının da irdelenmesi gerekmektedir. Türk vatandaşlığı, vatandaşlara, son derece geniş haklar sunmaktadır. Vatandaşlık hakkı, seçme ve seçilme hakkı, Sosyal Güvenlik hakkı, eğitim hakkı, Seyahat hakkı (bu hakka istinaden vatandaşlarına pasaport verme), vs. bunlardan sadece bir kaçıdır. Türk vatandaşlarına, geleceği umutla bakmasını sağlayacak haklar verirken, vatandaşı olduğu Türkiye’nin egemenlik haklarına istinaden, vergi ödeme, askerlik yapma, suç işlediğinde cezalandırılma gibi bazı külfetler de yüklemektedir.
Konuya, Türk vatandaşlarının sahip olduğu haklar açısından bakıldığında, Türk vatandaşlığının kaybının, önemli haklarını kaybetmesine sebebiyet vereceği açıktır. Konuya, Türk vatandaşlarının yükümlülükleri açısından bakıldığında, Türk vatandaşlarının Türk vatandaşlığından çıkarmasının, Türkiye’nin çıkarlarını olumsuz olarak etkileyebileceğini söylemek gerekir. Türkiye, (mülkilik ilkesi gereğince) ülke sınırları içinde (yargı bağışıklığını gerektiren istisnalar hariç) mutlak bir egemenliği sahiptir. Türkiye, kendi vatandaşları üzerinde de egemenlik hakkına sahiptir. Bu egemenlik hakkının sonucu olarak, (eylemin Türkiye içinde veya dışında olmasına bakılmaksızın) kanunlarını kendi vatandaşlarına uygulayabilir. Başka ülke vatandaşları için ise, ikili bir ayırıma gitmek gerekir. Başka bir devletin vatandaşı, Türkiye toprakları içinde suç işlemişse, (mülkilik ilkesi gereğince) Türkiye, bu kişiler hakkında, soruşturma ve kovuşturma yapabilecek, ancak, suç işleyen yabancı bir ülkede ise, Türkiye’nin, bu yabancıyı yargılayabilmek için, “Suçluların iadesi Antlaşması[1] gereğince, bu kişiyi, ikamet ettiği ülkeden, iadesini talep etmesi gerekmektedir. Türkiye’nin (yargılamak için) iadesini talep ettiği kişi, ikamet ettiği ülke vatandaşı ise, söz konusu sözleşme gereğince, iade talep edilen ülke, kendi vatandaşını başka bir ülkeye iade edemez. Zira, vatandaşın geri verilmezliği ilkesi neredeyse geri verme ile ilgili tüm uluslararası belgelerde yerini almıştır. Buna göre, geri verilmesi talep edilen kişi, talep edilen devlet vatandaşlığına sahipse kural olarak geri verilmeyecektir. Sözleşmede de iade şarta bağlanmıştır.[2] Türkiye’nin, FETÖ’cüleri Türk vatandaşlığından çıkarması, (bu kişilerin başka ülkelerin vatandaşlığını iktisap etmesi durumunda) yargılama hakkından da feragat etmesi anlamına gelecektir. Ancak Türkiye, bu kişileri Türk vatandaşlığından çıkarmadığı takdirde, Türkiye aleyhindeki faaliyetlerinin suç teşkil etmesi halinde, Türkiye’nin yargılama yetkisi ve iadesini talep etmesi söz konusu olacaktır. FETÖ’nün terör örgütleri listesine dahil edilmesi ve örgüte mensup olanların yakalanması durumunda, Türkiye, egemenlik hakkının bir gereği olarak, tutuklama ve iade talep edebilecektir. Türk vatandaşlığından çıkarıldığı takdirde, bu kişilerin Türkiye aleyhindeki sözleri ve eylemleri ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, Türkiye’nin, örgütsel bağlantısı olduğu için yurt dışına kaçan FETÖ firarilerini Türk vatandaşlığından çıkarmasının doğru bir adım olmayacağını, Türk vatandaşlığından çıkarma yerine, suçluların iadesi prosedürünü işletmesinin daha doğru olacağını söyleyebiliriz.
 
[1] (RG Tarihi: 26.11.1959 RG No: 10365 Onay Kanunu, Suçluların İadesine Dair Avrupa  Sözleşmesinin Tasdiki Hakkında Kanun, Kanun No: 7376, Kabul Tarihi: 18/11/1959)
[2] Söz konusu sözleşmeye göre, (1)-İadesi talep edilen kişinin, iade talep edilen ülkenin vatandaşı olması, (2)-Siyasi Suçlar, (3)-Askeri Suçlar, (4)-Mali Suçlar, (5)-İade talep eden ülkede, ölüm cezasının olması, iade kapsamı dışında tutulmuştur.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.