Üniversite adayı gençlerimiz, yükseköğretim programlarını tercih işlemlerini dün itibarıyla tamamladılar. Tercihe hak kazanan yaklaşık bir buçuk milyon gencimiz bir yükseköğretim programına yerleşebilmek adına tercihte bulundular. Bu süreçte adayların tercih eğilimlerini yönlendirme adına özellikle vakıf üniversiteleri, yoğun bir reklam ve tanıtım kampanyası düzenlediler. Görsel medya üzerinden yürütülen tanıtım ve reklam kampanyaları, kullanılan dil ve vaatler açısından oldukça ironikti. Her ne kadar yükseköğretim sistemimiz anayasal ve yasal çerçevesi itibarıyla özel üniversite statüsünü düzenlememiş olsa da özellikle vakıf üniversitelerince ortaya konan reklam ve tanıtım performansı ticari işletmelerin reklam kampanyaları ile yarışır niteliktedir.

Aday tercihlerini maniple etmeye dönük bu tür kampanyalara ilaveten, bu süreçte açıklanan üniversite ve program sıralamaları (ranking) da yönlendirici amaçlar gütmektedir. Bu minvalde ilgili yükseköğretim programlarının akreditasyonu adı altında gerçekleştirilen yanıltıcı sıralamalar ortaya çıkmıştır. Hâlbuki akreditasyonun temel amacı, sıralama yapmak değildir. Akreditasyon herhangi bir yükseköğretim kurumunun ve/ya ilgili programının kalite, performans, verimlilik ve yetkinlik gibi kriterler açısından belirli bir standarda sahip olduğunu ortaya koyan ya da belgeleyen ve gönüllülük esasına dayalı bir kalite güvence sistemidir. İlgili yükseköğretim kurumu veya programın bağımsız akreditasyon kuruluşları tarafından periyodik olarak değerlendirme süreçlerini ifade eder. Bu süreç, ilgili kurumun ve/ya programın mükemmellik düzeyini belgelendiren bir sertifikadır.

Demografik dinamik açısından değerlendirildiğinde yirmi birinci yüzyılın ortalarına doğru dünya nüfusunun 9 milyarı bulacağı ve ortalama yaşam süresinin yükseleceği öngörülmektedir. Buna bağlı olarak yükseköğretime olan talebin artış eğilimi sergileyeceği ifade edilmektedir. Bu yüzden önümüzdeki yaklaşık çeyrek yüzyıllık dönemin, yükseköğretim açısından bir atılım ve gelişim çağı olacağı söylenebilir. Bu potansiyelin belirli bir kalite standardı ölçeğinde gerçekleştirilebilmesi adına akreditasyon uygulamaları büyük önem arz etmektedir. Akreditasyon süreçleri, ilgili yükseköğretim programlarından elde edilen derecelerin ve diplomaların eşdeğerliğinin temini, kurumsal iş birliği ve öğrenci-öğretim elemanı mobilizasyonu gibi noktalar açısından önemlidir.

Kılavuzluk görevi yapacak olan akreditasyon uygulaması, tercihte bulunacak olan adayların bilgiye dayalı sahici biçimde karar verebilmelerine imkân sağlayacaktır. Bu uygulama, kalite süreçleri açısından yetersiz olan kurumlara dönük bir kamuoyu denetimi ortaya çıkaracaktır. Böylelikle aday tercihlerinin yanıltıcı reklamlarla maniple edilmesinin önüne geçilecektir. Zira akreditasyon uygulaması, kurumsal performans açısından saydamlık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilir kalite güvencesinin teminatı olacaktır.

Ayrıca akreditasyon uygulamaları, ilgili üniversiteler ve programların kurumsal tanınırlığını da temin edecektir. Tüm paydaşlar açısından ilgili yükseköğretim kurumunun akademik kalite düzeyini ortaya koyacaktır. Bütün dünyada yükseköğretim alanına tahsis edilen kamu kaynaklarının kısıtlandığı bir dönemde bu fonların tahsisinde akreditasyon, kurumlara/programlara tayin edici bir üstünlük sağlayabilir. Çünkü akreditasyon uygulaması, yükseköğretim kurumlarının özellikle akademik beşeri sermayesi açısından kendisini kalite odaklı olarak yapılandırmasına imkân sağlayacaktır. Yanı sıra ulusal ve uluslararası yükseköğretim kurumları arasında uyumluluğu artıracaktır.

Sonuç olarak, her şeyden önce kurumsal anlamda üniversiteler, adaylara, kamuya ve topluma vadettiklerinin öz bilincine sahip olmalıdır. Adayların tercihlerine yön veren tanıtımlarını kamusal sorumluluk bilinci ile yerine getirmelidir. Bunu denetleyecek olan en önemli aygıt, kurumsal şeffaflık ve özgüveni tesis edecek olan akreditasyon uygulamalarıdır. Bu uygulamalar ilgili yükseköğretim kurumu ile paydaşlar arasında bir güven ilişkisinin kurulmasını temin edecektir. Üniversiteler, hem kendi öz değerlendirmesini temin ve hem de dış değerlendirmeye açık hâle gelmek durumundadır. Üniversiteler kurumsal çıktıların denetlenmesi ve değerlendirilmesi konusunda daha girişimsel, özgüvenli ve cesur olmalıdır. Belirli performans hedefleri koymalı, faaliyet planları oluşturmalı ve bunlara yönelik değerlendirme raporlarını ciddiyetle hazırlamalıdır.


turkiyegazetesi.com.tr
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.