Cumhurbaşkanlığı modeline yönelik itirazlardan biri de, bu sistemin otoriter bir düzene ya da tek adam rejimine yol açacağı iddiasıdır. Bu iddia, tamamen algı oluşturma amaçlı kasıtlı iddiadır. Bu yanlış iddianın temel yargılarından biri, hükümet sistemine ilişkin mevcut tercihin değiştirilmesini savunanların ya da bir başkanlık sistemine geçilmesini talep edenlerin antidemokratik bir düzen tasavvuru içinde oldukları yönündedir. Cumhurbaşkanlığı modelinin genel gerekçesi, hem istikrarı sağlamaya hem de demokratik hukuk devleti idealini gerçekleştirmeye en elverişli model olmasıdır. Siyasi tarihimiz, istikrar olmadan, demokrasinin de insan hak ve özgürlüklerin de hayal olduğunu göstermiştir. Ne kadar istikrar o kadar demokrasi, ne kadar istikrar o kadar özgürlüktür. İstikrarsızlık, çetelerin, derin ve paralel devlet yapılanmalarının etkinliğini artırmaktadır. Derin yapıların eline geçen otorite ise her türlü hukuksuz ve antidemokratik uygulamaya neden olmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı sisteminin otoriter yönetime neden olacağını iddia edenler tezlerini, dünya siyasi tarihindeki sapmalara dayanarak izah etmektedir. Eğer sapmalar örnek gösterilerek model eleştirisi yapılacak olursa tüm modellerin diktatörlüğe neden olduğu sonucuna gidilebilir. Yani bu tür sapmalar bütün hükümet sistemleri için geçerlidir. Ancak buradaki çelişki, parlamenter sistemi savunurken demokratik bir işleyişe sahip, tarihsel gelişim sürecinin kendi ülkesi olan İngiltere, Cumhurbaşkanlığı modeline karşı tezler ileri sürülürken de otoriterleşen Latin Amerika ülkeleri referans alarak bir karşılaştırmaya gidilmesidir. Bu şekildeki bir karşılaştırma doğru değildir.

Başkanlık sisteminin bir padişahlık rejimine, kişisel diktatörlüğe yol açacağı iddiaları gerçekçi değildir. Başkanlık ve yarı başkanlık sistemleri de, tıpkı parlamenter rejim gibi, demokratik hükümet modelleri arasındadır ve birçok demokratik ülkede oldukça başarılı şekilde uygulanmaktadır. “Başkanlık sisteminin, çoğu zaman, başkanın kişisel diktatörlüğüne dönüşme eğilimi taşıdığı iddiası da temelsizdir. Başkanlık sistemi de, özünde, parlamenter rejim veya yarı-başkanlık sistemleri kadar demokratik bir hükümet biçimidir. Hatta yürütme organının başını doğrudan doğruya halka seçtirmesi nedeniyle, daha demokratik nitelikte olduğu söylenebilir. Latin Amerika’daki başkanlık sistemi deneyimlerinin zaman zaman kişisel diktatörlüklere dönüşmesi veya askeri darbelerle kesintiye uğraması, elbette sadece bu ülkelerde uygulanan başkanlık sistemine bağlanamaz. Bunun yanında, sözü geçen ülkelerde ekonomik azgelişmişlik, gelir farklarının büyüklüğü, demokratik siyasal kültürün zayıflığı ve siyasal mücadelenin aşırı ölçüde kutuplaşmış olması, demokrasinin sürdürülebilirliği üzerinde, muhtemelen hükümet sisteminden daha fazla etkili olmuştur”.

Ülkemizde her on yılda bir askeri müdahalenin yapıldığı gerçeği, ülkemiz açısından parlamenter hükümet sisteminin bu konuda başarılı bir sistem olmadığını ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla başkanlık hükümet sistemi uygulanırsa çok sayıda askeri müdahale olacağı ya da sistemin dikta rejimini doğuracağı iddiaları çok sağlam temellere dayanmamaktadır. Zira dikta rejiminde diktatör sadece yürütmeye değil devletin bütün kuvvetlerine hâkimdir. Bu açıdan bakıldığında başkanlık hükümeti sisteminde aynı kişinin yasama organına da hâkim olması zordur. Türk halkının pek de kısa sayılmayacak bir demokrasi deneyimine sahip olması Latin Amerika ülkeleri örnek gösterilerek Türkiye’de de başkanlık hükümeti sisteminin diktatörlüğe yol açacağını ileri sürmenin Türk halkına haksızlık olacağını söyleyebiliriz.

Belirtmek gerekir ki hükümet sistemleri demokrasiyle doğrudan doğruya ilgili değildir. Çünkü demokrasi, yönetimin yönetenlerin rızasına dayanmasını ve onlara karşı sorumlu olmasını ifade ederken hükümet sistemleri, iktidarın örgütlenme biçimiyle ve onun içyapısıyla ilgilidir. Hükümet sistemlerinin tanım ve teşhisinde asıl önemli olan, iktidarın devlet organları arasında nasıl dağıldığı ve bu organların birbirleri karşısındaki konumudur. Bu dağılımın niteliği doğrudan doğruya demokrasi ile ilgili değildir. Başka bir ifadeyle, demokrasi açısından temel siyasal kararlar halk veya onun temsilcileri tarafından alındığı sürece, yönetim yetkilerinin yöneten organ ve kişiler arasında nasıl dağıtıldığı prensip olarak önemli değildir. Bu demektir ki, demokratik rejim farklı hükümet sistemleriyle bağdaşabilir. Aynı şekilde, hükümet sistemi modellerinin her biri de demokrasiyle bir arada olabilir. Dolayısıyla, Türkiye’de öteden beri yapıldığı gibi, parlamenter sistemin demokrasiyle özdeş olduğunu ima eden popüler söylem, bilimsel dayanaktan yoksundur. Hükümet sistemlerini değerlendirirken göz önünde tutulması gereken asıl nokta, devlet yetkilerinin farklı organlar arasında ne ölçüde paylaştırıldığıdır.

Yukarıda belirttiğimiz gibi hükümet sistemi tercihleri, tek başına ülke için antidemokratik yapının ortaya çıkmasına neden olmaz. Doğrudan herhangi hükümet sistemini otoriter ya da diktatörlük kaynağı olarak tanımlamak ve sistem tartışmalarını bu önyargıya feda etmek ciddi bir yanlış yönlendirmedir. Belirtmek gerekir ki, başkanlık sistemi modelinin en iddialı olduğu konulardan biri, parlamenter sistemin aksine, hem yasamanın hem de yürütmenin doğrudan halk tarafından seçildiği gerekçesiyle, demokratik ilkelerle daha çok uyumlu olduğudur.

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.