Haziran seçimlerinden sonra, Cumhurbaşkanı’nı Anayasa’nın 116. Maddesindeki yetkisini kullanmak suretiyle seçimlerin yenilenmesine karar verdi. Türk siyasi ve anayasa tarihinde ilkkez bir “seçim hükümeti” ile karşı karşıya. Bu kararla birlikte artık Anayasa’nın 114. Maddesine göre seçim hükümeti kurulması, tek hükümet modeli olarak karşımızda duruyor. Seçim hükümeti 1 Kasım seçimleri sonrası yeni hükümet kurulana kadar görevde kalacak.

Seçim hükümetinin gündeme gelmesi ile birlikte CHP ve MHP, seçim hükümetinde görev almayacaklarını ilan ettiler. Acaba Anayasa’nın 114. Maddesine göre kurulacak seçim hükümetinin niteliği nedir ve bu görevden kaçmak mümkün mü? Kısaca buna bakmakta yarar var: 

1982 Anayasasının 114./4. fıkrasında, Geçici Bakanlar Kurulunun, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları bağımsız milletvekillerinden olmak üzere, siyasî parti gruplarından "oranlarına göre üye” alınacağını belirtmektedir. Bu madde çerçevesinde seçim hükümeti şu şekilde özetlenebilir;

1. “Seçim hükümeti” bir “koalisyon hükümeti” değil, bir çeşit “Anayasal meclis hükümetidir". Milletvekili sayılarına göre “seçim hükümeti”ne katılmak askerlik ödevi ve vergi yükümlülüğü gibi tüm partiler ve partili milletvekilleri için sadece anayasal bir hak değil, aynı zamanda görevdir.

2. "Seçim hükümeti” kurmakla görevlendirilen Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kuracağı hükümet, güvenoyu almaksızın Cumhurbaşkanı'nın onayı ile kurulmuş olacaktır.

3. Seçim hükümetini kurma görevi verilen Başbakan Ahmet Davutoğlu partilerle değil, partilerin milletvekilleri ile görüşebilecektir.

4. Anayasaya göre görevlendirilecek bakanların görevi kabul etmemeleri, “seçim hükümeti”nin kuruluşuna engel değildir. Görevi kabul etmeyenler yerine bağımsız milletvekillerinden veya meclis dışından atama yapılır.

5. Başbakan Ahmet Davutoğlu, “seçim hükümeti” kurma görevini aldıktan sonra, (varsayım olarak) artık koalisyon hükümeti kuramaz.

6. “Seçim hükümeti”nde partilerin uzlaşması, hatta “kabul" veya "red” iradesi aranmaz,

7. Partilerin seçim sonrası TBMM ve Komisyonlardaki görev, yetki ve sorumlulukları ne ise “seçim hükümeti”ndeki görev, yetki ve sorumlulukları da aynı şekildedir.

CHP ve MHP'nin “seçim hükümeti”nde bulunmayacakları yönündeki açıklamalarına rağmen, CHP ve MHP'li milletvekillerine bakanlık görevi verilmesi Güneş Motel olayına benzemez, zira “seçim hükümeti” anayasal bir hükümettir, Güneş Motel olayı ise siyasi etik kurallarına aykırı, kirli siyaset düzenidir.

Görünen o ki 2011 seçimlerinden sonra CHP ve HDP meclisi protesto etmiş, yemin etmeye gitmemişlerdi. Seçimlere katılıp, seçilmelerine rağmen göreve başlamayan bu partiler hatalarından dönüp yemin ederek görevlerine başlamışlardı. Şimdi ise bir anayasal kurum olan “seçim hükümeti” protestosu ile karşı karşıyayız. Bu kez protestocular CHP ve MHP. Bu kez pişmanlık için çok vakit yok zira seçim yakın. Bu tür protestolara sıcak bakmayan seçmenin, bu kez “seçim hükümeti” protestolarını nasıl değerlendireceğini hep birlikte göreceğiz.
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner93