ÖZEL HABER:
Tahliye kararları ve hakimlerin tutuklanması

-İstanbul 32. Asliye Cezanın verdiği tahliye kararları ve sonrasında gelişen olaylar 2 hakimin tutuklanmasıyla son buldu. Bu olayları kısaca değerlendirir misiniz?
 
“Hakimlerin yaptıkları da, tutuklanmaları da hukuka aykırı”


Avukat Salim ŞEN: Ceza Muhakemesi Kanunu‘na göre; Sulh Ceza Hakimi’nin reddedilmesi halinde ret talebiyle ilgili karar Asliye Ceza Hakimi tarafından verilir. Olayların gelişimine baktığımızda; 10. Sulh Ceza Hakimi hakkında yapılan Reddi Hakim talebi yasaya uygun bir şekilde 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiştir. Ancak bu karar ile birlikte 29. Asliye Ceza Mahkemesi’nin diğer tüm Sulh Ceza Hakimleri hakkında da reddi hakim talebinin kabulüne karar vermesi yasaya aykırıdır. Zira 29. Asliye Ceza Mahkemesi sadece kendisine ulaşan 10. Sulh Ceza Hakimi ile ilgili talep hususunda karar vermeye yetkilidir. Bunu aşarak tüm Sulh Ceza Hakimlerinin reddine karar vermesi yasaya aykırıdır. Asliye Ceza Hakimi bununla da yetinmeyip “tüm sulh Ceza Hakimleri reddedildi, dolayısıyla yapılan tahliye talepleri hususunda karar verecek sulh ceza hakimi kalmadı” diyerek tahliye talepleri hakkında karar vermek üzere 32. Asliye Ceza Mahkemesi’ni görevlendirmiştir ki bu da hukuka aykırıdır. Çünkü Ceza Muhakemeleri Kanunu’na göre soruşturma aşamasında tutuklamayla ilgili kararlar ancak sulh ceza hakimlikleri tarafından verilir. Asliye Ceza Hakimleri bu aşamada hiçbir şekilde tutuklamayla ilgili kararlar almaya yetkili ve görevli değildir. Bu kararların alınış biçimi, zamanlaması, UYAP sistemine işlenmeden avukatlara verilmesi, dosya tetkik edilmeden sadece dilekçeler üzerinden inceleme yapılıp dosyadaki deliller görülmeden karar verilmesi ve her iki Asliye Ceza Hakimi’nin geçmiş uygulama ve kararları gibi hususlar bir arada değerlendirildiğinde, verilen kararların önceden kurgulanmış bir sonucu elde etmeye yönelik kararlar şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Açık bir şekilde, hukuk araç kılınarak hukuka aykırı bir takım kararlar verilmiş ve arzu edilen tahliye sonucu elde edilmeye çalışılmıştır.


Ancak verilen kararların savcılık ve Sulh Ceza Hakimi tarafından yok hükmünde sayılması da hukuka aykırıdır. Ne olursa olsun ortada kanuna göre kurulmuş ve yargı görevini yerine getiren bir mahkeme tarafından verilmiş kararlar vardır. Bu kararlar hukuka uygun olmasa dahi ancak hukuki süreçlerde usulen yapılacak incelemeler sonucu bozularak ortadan kaldırılabilir. Aksi halde mahkemelerin kendilerine göre birtakım gerekçeler ileri sürerek birbirlerinin kararlarını yok hükmünde saymalarının önü açılır ki bu durum hukukun giderek ortadan kalkması gibi vahim neticeler de doğurur. Doğrusu; tıpkı diğer kumpas davalardaki hukuka aykırı tüm kararların usulen AYM tarafından işaret edilmesi üzerine görülen yeniden yargılamalarla kaldırılmış olması gibi bu hukuka aykırı kararların da hukuksal denetim yolu ile kaldırılmaları olmalıdır.
 
-Hakimlerin tutuklanmasını doğru buluyor musunuz? Kanunlara göre hangi durumlarda hakimler gözaltına alınabilir ya da tutuklanabilir?

“Hakimler, hukuka aykırı şekilde tutuklanmışlardır”


Avukat Salim ŞEN: Bu olayda Hakimlerin tutuklanmaları hiçbir şekilde kabul edilemez. Türk hukuk Tarihi’nde bir ilk yaşanmış ve hakimler verdikleri kararlardan dolayı hukuka aykırı bir şekilde tutuklanmışlardır. Tutuklama kararında kısaca Örgüt üyeliği ve Hükümete karşı darbe suçundan dolayı tutuklandıkları belirtilmiştir. Hakimlerin hukuka aykırı karar vermiş olmalarından dolayı görevlerini kötüye kullandıkları ileri sürülüp bu konuda soruşturma yapılabilir ancak örgüt üyeliği suçlaması, Genel Kurmay Başkanı’na yöneltilen, Balyoz, Askeri Casusluk, Oda tv. vs. tüm davalarda sanıklara isnat edilen suçlamalar gibi temelsiz kalacağı şimdiden belli zorlama isnatlardır. Hakimlerin soruşturma ve yargılanma usulleri özel hükümlere tabi olup bu durum hakimlik teminatının ve yargının bağımsızlığının gereğidir.
Tutuklanan hakimler 1. sınıf hakimler olup haklarında yürütülen süreç kanuna aykırı olmuştur. Zira, 2802 sayılı Hakimler Savcılar Kanunu Madde 98e göre; - Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki birinci sınıf hakim ve savcılar, disiplin cezası, soruşturma ve kovuşturma bakımından Yargıtay üyeleri hakkındaki hükümlere tabidir. Ancak soruşturma yapılması Adalet Bakanı’nın istemine bağlıdır.
Madde 88 - Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez. Ancak, durum Adalet Bakanlığına derhal bildirilir. şeklindedir.
Hali hazırda fiilen görevde olan ve 1. sınıfa ayrılmış hakimi tüm soruşturma ve kovuşturma usullerini bir kenara bırakıp sadece kararlarından dolayı tutuklarsanız yukarıdaki yasa hükümlerini ihlal ettiğiniz gibi hakimlerin bağımsızlığına, hakimlik teminatına ve yargısal güvencelere de en ağır darbeyi indirmiş olursunuz.

-Gelinen aşamada hakimlerin tutuklanmasını yargıya olan güven, yargı bağımsızlığı ve yargı tarafsızlığı açısından değerlendirir misiniz?

“Bu durum hakimlerde endişeye yok açar”

Avukat Salim ŞEN:
Yukarıda da belirttiğim gibi Hukuk devletinin en temel göstergesi yargı bağımsızlığı olup temel hak ve özgürlüklerin temel güvencesi de doğal hakim ilkesi, hakimlerin bağımsızlık ve tarafsızlığı gibi ilkelerle vücut bulan yargısal güvencelerdir. Elbette hukukun ve yasanın dışında bir takım odaklardan, cemaatlerden, ideolojilerden, sermaye çevrelerinden vs. aldıkları emir ve talimatlarla hareket eden onlara iltisaklı yargı mensupları çok tehlikeli olup bunlara hiçbir şekilde izin verilemez. Ancak bu şekilde hareket eden yargı mensuplarının mutlaka hukuka uygun ve adil soruşturma ve kovuşturmalarla yargısal faaliyetlerine engel olunmalıdır. Gözetilmesi gereken temel unsur, yapılacak her uygulamanın hukuka ve yasaya uygun adil bir uygulama olmasıdır. Dolayısıyla, bir hukuk devletinde hiçbir faaliyet beklenen faydayı sağlasa dahi hukuka uygun değilse kabul edilmemelidir. Gelinen aşamada hakimlerin tutuklanması bu ilkelere göre yapılmamış ve bizatihi bu durum diğer yargıçlar üzerinde tarafsız karar verme süreçlerini olumsuz etkileyecek sonuçlar doğurmuştur. Kararları dolayısıyla hakimlerin tutuklanmış olması diğer hakimlerde benzer bir durumun başlarına gelebileceği şeklinde bir endişeye yol açacak, böyle bir endişe taşıyan hakimin vereceği kararlar tartışmaya başlanacak, bu ise yargıya ve yargısal kararlara olan güveni daha da düşürecektir. 


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner93

Artan kadın cinayetleri ve 'Haksız Tahrik'...
Artan kadın cinayetleri ve sanıklara verilen cezalar... Son olarak Giresun'da kadın cinayeti işleyen bir kişiye...

Haberi Oku