Yükü ağır bir coğrafi yazgıya hükümlü; derin bir tarihsel misyona yükümlü olan Aziz Milletimiz, siyasi tarihinin her bir kırılma evresini yeni bir varoluş hamlesine dönüştürebilme cesaretini ve kudretini gösterebilmiştir. Sömürü, kuşatma ve işgal girişimlerine karşı toplumsal ve siyasal benliğini bütün hücrelerine kadar harekete geçirerek varoluşsal bir mukavemet azmi ve mücadele cesareti sergileyebilmiştir. Kurtuluş mücadelesi ve kuruluş hamlesi ile Anadolu coğrafyasında inşa ettiğimiz Cumhuriyetimiz, bu çilekeş mukavemetin tarihsel bir anıtı olarak kaydedilmiştir. Bu kadim coğrafya, köklü tarihsel derinliği ve engin kültürel birikimi ile kıtasal/fiziksel sınırlarını aşan bir ufka ve boyuta sahip bir medeniyet coğrafyasıdır. Bu medeniyet coğrafyası, yirminci yüzyılın başında hegemonik emperyal güçlerin topyekun işgal hamlesine maruz kalmıştır. Sömürgeci işgal girişiminin kirli emeli, bu coğrafyayı ‘merkezsizleştirme’ ve ‘yurtsuzlaştırma’ olmuştur. Bu sömürü emelleri karşısında Milletimiz, siyasal bir tecdit ruhu ile yeniden bedenlenerek varlık mücadelesini ortaya koymuştur.

Aziz Milletimiz, bu mukavemetini küresel işgal girişiminin taşeronlarına karşı 15 Temmuz’da bir kez daha göstermiştir. Milletimiz, bu gönül coğrafyasının sömürgeleştirilmesi üzerine yürütülen kirli hesapları boşa çıkarmıştır. Demokratik siyasal sistemi akim bırakacak bütün iç ve dış müdahalelere karşı aktif direnişini ortaya koymuştur. O geceyi aydınlatan bu kutlu direniş, ‘milli demokratik yurtseverliğin’ insiyaki refleksi olarak tecelli etmiştir. Tarihe, ‘destansı bir kahramanlık’ olarak kaydedilecek olan bu direnişin var ettiği yeni siyasal durumun, ontolojik derinliği ve anlam dünyası üzerinden kavramsallaştırılması gerekmektedir. Bu manada söz konusu siyasal durum, ‘Milli Demokratik Yurtseverlik’ kavramsallaştırması ile tanımlanabilir. Bu kavramsal çerçeve bize, Millet unsurumuzu onto-politik, sosyolojik, hukuk-politik ve kültürel bağlamında kapsayıcı biçimde tanımlama imkanını sunabilir.
Kuramsal ve kurumsal açıdan tarihi siyasal hafızamız, kimi zaman kırılmalar, kimi zaman çağ gerçekliği muvacehesinde yeniden yapılanma dinamikleri üzerinden yenilenen bir Millet hafızasıdır. Bu hafıza, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde yüzleştiği politik buhranı, siyasal aklını ve kurumsal yapılanmasını tecdit ederek aşmış; ve tarihi yürüyüşünü sürdürmüştür. Yirminci yüzyılın ortasında yapısal bir yenilenmeyle Milletimiz, çok partili demokratik siyasal sistemi benimsemiştir. Bu, modern demokratik sistemin enstrümanları üzerinden kendisine politik özne olarak siyasal alan ve imkan bulan bir toplumun siyaset dinamiğini ifade etmektedir. Milletimiz, demokratik sistemi yalnızca bir yönetim mekaniği ve modeli olarak değil, sosyolojik bir kabullenişle içselleştirmiştir. Bu, milletin devlet ile olan ilişkisinde siyasal temsil açısından bir idealite olarak benimsenmiştir. Demokratik siyasal sistemi inkıtaya uğratacak müdahalelere karşı sergilenen toplumsal aktivizmin temelinde sosyolojik kabullenişin yer aldığı ifade edilmelidir.
Milli olmak (Millilik) ise, ‘kimlik siyaseti’ değil, ‘değer siyaseti’ üretmektir. Milli olmak, ‘parti siyaseti’ değil, ‘ülke ve millet siyaseti’ gütmektir. Ülke siyaseti, Yenikapı ruhuna sadakatle Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortaya koyduğu politik tutumun adıdır. Milli olmak, güncel politik pragmanın prangasına boyun eğmemektir. Milli olmak, ‘ikbal siyaseti’ değil, ‘istikbal ve istiklal siyaseti’ gütmektir. Milli olmak, paryacılığı kendilerine siret edinenlere yüreklice karşı durmaktır. Milli olmak, bürokratik ve politik kalpazanlar ile sahte otoritelerin vesayetine teslim olmamaktır. Milli olmak, Ülkenin beşeri sermayesini küresel mahfiller için devşirme emeli güden bedbahtlara karşı meydan okumaktır. Milli olmak, kolektivist kadroculuğun her türüne karşı asil bir duruş sergileyerek vatan evlatlarını kucaklamaktır. Milli olmak, kalkınmanın kolektivist kayırmacılığa inkıyatla değil, liyakatle mümkün olabileceğine inanmaktır.
Yurtseverlik ise, vatan sevgisinin bir inanç ve/ya değer konusu olarak Millet hafızasında kodlanmasıdır. Yurtseverlik, yazgılı olduğumuz coğrafyayı bütün tarihi yükü ve mirası ile yürekten yurt tutmaktır. Yurtseverlik, Milletin kök değerlerine aidiyettir. Yurtseverlik, tasa ve kıvançta bütünleşmektir. Yurtseverlik, Millet vicdanında yurt kurmayı erek bilmektir. Yurtseverlik, Milletin değerlerine sadakat göstermektir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Milli Demokratlık’ kavramsallaştırması da 15 Temmuz’un var ettiği sosyo-politik ruhun 16 Nisan’a uzanan sosyolojik ve siyasal hattını ifade etmektedir.


turkiyegazetesi.com.tr
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.