İcra İflas Kanunu'nun 193. maddesine göre; " İflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. İflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer. İflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamaz. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplere iflastan sonra da takip alacaklıları tarafından iflas masasına karşı devam edilir ve satış bedeli 151. maddeye göre rehinli alacaklılara paylaştırılır. Artan kısım iflas masasına intikal eder. Şu kadar ki, takip alacaklısı, iflastan önce başlamış olduğu rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipten vazgeçerek, rehnin 185 inci maddeye göre satılmasını isteyebilir."
İflas külli bir cebri icra yolu olduğundan ve iflas tasfiyesinde alacaklılar eşit bir şekilde işlem göreceklerinden artık külli bir tasfiye olan iflas tasfiyesi sırasında kural olarak, ferdi icra takiplerine devam edilmesine ve müflise karşı yeni icra takibi yapılmasına imkan ve lüzum yoktur. Bundan böyle müflisin bütün alacaklıları, alacaklarını iflas masasına yazdıracaklar ve iflas masasının tasfiyesi sonucunda elde edilecek para ile tatmin edileceklerdir. Bu nedenle iflasın açılmasından önce müflise karşı başlamış olan takipler kural olarak iflasın açılması ile durur ve iflas kararının kesinleşmesi ile de düşer. Bundan başka iflasın tasfiyesi süresince müflise karşı yeni takip yapılamaz. Bu hüküm kamu düzenine ilişkin olup, icra dairesince ve icra mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Bu hükme aykırı davranma süresiz şikayete neden olur.

Müflisin iflas kararından önce başlattığı icra takipleri iflas kararı ile durmaz. Ancak bu takiplere iflas kararı ile tasarruf yetkisi kısıtlanmış olan müflis devam edemez. Bu takipler artık iflas idaresi tarafından yürütülür. İflasın açılması ile duracak ve karar kesinleşmesi ile düşecek olan takipler müflisin iflas masasına giren malvarlığı ile ilgili takiplerdir. Bunlar; ilamlı ve ilamsız haciz yoluyla yapılan takipler, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipler, genel iflas ve kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takipler, teminat gösterilmesine ilişkin takipler, amme alacaklarının tahsili için 6183 sayılı kanuna göre yapılan takiplerdir. Buna karşın; müflisin iflas masasına giren malvarlığı ile (mal ve haklarla ) ilgili olmadığı için ilamsız tahliye takipleri durmaz. Çocuk teslimleri, çocukla kişisel ilişki kurulması içinde müflis hakkında ilamlı takip yapılabilir. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde iflas kararından etkilenmez. İflas kararından önce borçluya karşı başlamış olan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere iflastan sonra takip alacaklıları tarafından iflas masasına karşı devam edilebileceği gibi takip alacaklısı yapmış olduğu rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipten vazgeçerek İcra İflas Kanunu'nun 185. maddesine göre rehinli malın iflas idaresi tarafından satılmasını isteyebilir. Nihayet Rehinli alacaklı İcra İflas Kanunu'nun 185/1. maddesine göre; iflas masasına karşı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile de takipte yapabilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki; iflas masasına girecek rehinler mülkiyeti müflise ait rehinler olduğu için müflisin borcunu temin etmek için üçüncü kişilere vermiş olduğu rehinler iflas masasına girmediğinden, rehinli alacaklı, üçüncü kişi rehin veren hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir.

İflas kararının verilmesi ile durmuş takiplere ilişkin olarak itirazın kaldırılması, itirazın incelenmesi, icra takibinin ertelenmesi ve iptali, icranın geri bırakılması talepleri de iflas kararının kesinleşmesi ile düşer.
İcra İflas Kanunu'nun 193/1. uyarınca iflas kararı ile takipler durduktan sonra iflas kararı bozulur ve bozma kararı kesinleşirse iflas kararının hükmü kalmaz. Takiplere kaldığı yerden devam edilir. İflas kararının kaldırılması halinde iflastan önceki durum hasıl olur. Ancak iflas kararının kesinleşmesi ile düşmüş olan takipler yeniden canlanmaz. Müflise karşı iflas kararı verildikten yani iflas açıldıktan sonra iflasın açılmasından önce doğmuş borçlarından dolayı yeni bir takip yapılamaz. Bu hüküm kamu düzenine ilişkin olduğundan icra dairesi ve icra mahkemesince kendiliğinden gözetilir. İcra İflas Kanunu 193/ III hükmüne aykırı olarak yapılan takipler geçersiz olup, süresiz şikayet yolu ile iptal edilebilir. Fakat müflisin iflasın açılmasından sonra doğmuş borçlarından dolayı iflasın tasfiyesi devam ederken müflise karşı haciz yolu ile takip yapılabilir. Aynı şekilde müflisin iflasın açılmasından sonraki faaliyetlerinden dolayı doğan vergi borçlarından dolayı da müflis hakkında 6183 sayılı kanuna göre takip yapılabilir. İflas tasfiyesi süresince müflise karşı yeni takip yapılamaması sadece iflas kararından önce müflisten alacaklı olan alacaklılara yöneliktir. İflasın tasfiyesi devam ederken, iflas masasından alacaklı duruma gelen kişilerinde iflas masasına karşı icra takibi yapmaları önlenemez. Yani bu hüküm sadece iflas alacaklıları hakkında uygulanır, masa alacaklıları hakkında uygulanmaz.

İcra İflas Kanunu'nun 194. maddesine göre ise; "Acele haller müstesna olmak üzere müflisin dâvacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz. Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez."

Müflisin İcra İflas Kanunu 191. maddeye göre tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması müflisin iflas masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, nasıl iflasın açılması ile medeni hakları kullanma yetisini kaybetmiyorsa dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine aittir. İflas idaresinin bu takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için ilk önce iflas organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle yasa koyucu müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflasın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir.  Kanun koyucu iflas kararından önce gerek borçlunun açtığı ve gerekse bu tarihten önce borçlu aleyhine açılmış bulunan hukuk davalarına devam edilip edilmemesi konusunda alacaklılara süre tanımak için bu davaların ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar durmasını öngörmüştür.

İflasın açılması ile ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar durmuş olan bu hukuk davalarına ikinci alacaklılar toplantısında alınan kararlar doğrultusunda ya iflas idaresi tarafından devam edilir veya kazanma ümidi olmayan, masa takibinde yarar görülmeyen davaların takip yetkisi, isteyen alacaklılara devredilir ve bu durumda iflas alacaklıları bu davaları takip eder. Eğer müflisin davacı olduğu hukuk davasının kazanılma ümidi olmadığını ikinci alacaklılar toplantısında saptanarak bu davanın masa adına iflas idaresi tarafından takibinde hukuki yarar görülmez ve bu davanın takibini herhangi bir alacaklı da üstlenmezse (İİK m. 245) o zaman müflisin davayı takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflasın kapanmasını beklemeden, o davayı kendi adına takip edebilir. Fakat davalı olduğu hukuk davasında, davacı- alacaklı ikinci alacaklılar toplantısında haklı bulunur ve davanın masa adına takibinde hukuki yarar görülmez ve alacaklılardan hiç kimse de davayı takip yetkisinin kendisine devredilmesini istemezse, davacı- alacaklının alacağı kabul edilmiş sayılır. Ve bu durumda mahkemece "dava konusu kalmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına" karar verilir.

 İş bu madde uyarınca ikinci alacaklılar toplantısında on gün sonrasına kadar duran hukuk davaları; tazminat, alacak, itirazın iptali, olumsuz tespit davaları ve geri alma, borçtan kurtulma vb. davalardır. Fakat, iflas kararının kesinleşmesi ile düşen icra takiplerine ilişkin itirazın kaldırılması, itirazın incelenmesi, icra takibinin ertelenmesi ve iptali ve icranın geri bırakılması talepleri borçlu hakkında verilen iflas kararı ile durup, bu kararın kesinleşmesi ile düştüğünden, İİK m. 194 hükmüne tabi değildir.
İflas kararı ile yani iflasın açılması ile hangi hukuk davalarının durmayacağı İcra İflas Kanunu 194/1. madde de belirtilmiştir. Bu davalar şunlardır;
  • Acele davalar; bu davalar niteliği gereği beklemeyen tahammülü olmayan tahliye davaları, zilyetliğin korunması davaları, işçilerin müflis işverene karşı açtığı alacak/tazminat davalarıdır. Hangi davaların acele dava sayılacağı ve dolayısıyla iflasın açılması ile durmayacağına davaya bakan mahkeme karar verir. Doktrinde genel olarak adli tatilde görülebilen iş ve davaların acele dava olarak kabulü gerekebileceği belirtilmiştir.
  • Şeref ve haysiyete tecavüzden doğan davalar
  • Vücut üzerine ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları
  • Evlenme işlerine ait davalar
  • Kişisel duruma ilişkin davalar
  • Nafaka davaları
  • Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere ilişkin davalar
  • Ceza davaları
  • İdari davalar
Bakmakta olduğu davanın taraflarından birisi hakkında iflas kararı verildiğini öğrenen mahkemenin yargılamanın durdurulmasına karar verip duruşma günü olarak ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraki bir tarihi belirleyip duruşmayı bugün ertelemesi gerekmektedir. Hukuk davaları durduğu sürece yani ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadarki süre içinde zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner93