GÜNCEL HABER:
'Hiç kimse ayrıcalıklı değil'
  
- Geçtiğimiz hafta sonu, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 75 tutuklu hakkında tahliye kararı verdi. Daha sonra gelişen olaylar, HSYK’nın olaya el koymasıyla son buldu. Siz bu süreci ve gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Burada yargıya bir darbe mi indirilmek istendi?

'ORGANİZE BİR OPERASYON'

Avukat Mehmet SARI: Yapılan gerçekten organize bir operasyon… Dışarıdan bir buyrukla hareket eden, belli bir mekanizmanın kontrolündeki yargıçların 75 sanık hakkında vermiş olduğu bir tahliye kararı var. Bu karar gerçekten belli bir emir talimat çerçevesi altında alındı. Çünkü tahliye kararı veren mahkemenin yetkisiz olduğu, basın yayın organlarında çok ciddi bir şekilde tartışıldı. Hukuki yapısına baktığımızda da şunu görüyoruz, netice itibariyle kanunen görevli mahkeme, Sulh Ceza Mahkemeleri soruşturma evresinde tüm tutuklama anlamında karar veren yetkili merci, fakat yetkili olmayan bir merci tarafından, 29. Asliye Ceza Mahkemesi’ne hakimin reddi anlamında itirazları oluyor. Bu itirazları değerlendiren Asliye Ceza Mahkemesi 10 tane Sulh Ceza Mahkemesi hakkında görevsizlik kararı veriyor. Netice itibariyle de görevli Asliye Ceza Mahkemesi’ni tayin ediyor. 32. Asliye Ceza Mahkemesi de tutukluluklar hakkında karar vermek üzere görevlendiriyor. Bu noktada gerçekten hukukun zorlandığını, dolambaçlı bir şekilde pasifize edildiği bir yol var.  Bu, netice itibariyle bir noktadan emir komuta zinciri içerisinde hareket eden bir yargıçlık karşımıza çıkıyor. Eğer bu böyle yargıçların görev alanına girmeyen her hususta kendilerince görev addederek karar vermeleri yargının bittiği noktadır. Bu bakımdan yapılan işlem hukukiliğin çok ötesindedir. Bir anlamıyla şöyle ifade edebilirim, düşünün tabip adına göz mütehassısı birinin kalkıp cerrah yönüyle ameliyat yapması gibi bir durum çıkıyor ki bunun kabul edilebilir bir tarafı yok. Yani cismani anlamda kişiye çok daha büyük zararlar verecek bir durum söz konusu olabilir. Anayasamızda çok açık bir şekilde tanımlanmış ve ortaya konmuştur. Yargı anlamında görevsiz bir mahkemenin vermiş olduğu kararlar yok hükmündedir. Dolayısıyla burada görevsiz, yok hükmündeki 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar hukuken yok hükmündedir. Bu karara dayalı olarak da tahliyeler ve tahliye süreci işletilemez. Nitekim 10. Sulh Ceza Mahkemesi, 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın yok hükmünde olmuş olduğunu açıkça ortaya koydu  ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da bu karar çerçevesinde tahliyeleri ötelemiş oldu. Ortada çıkan süreç şu, devlet içerisine çöreklenmiş paralel yapının burada yargıyı dizayn çabası, yargı içerisinde kendini gösterme çabası var ve başkaldırısıyla karşımızda durmakta. Yani bir yönüyle gelinmiş olunan bu seçim atmosferinde yine siyaseten bir çabası olduğunu göstermekten başka bir şey değildir bu süreç.


- Yargı merci bu tür girişimlere önümüzdeki dönemde de maruz kalır mı?

'HSYK'NIN KARARI DOĞRU'

Avukat Mehmet SARI: Bunlar zaten beklenen şeyler değil. Çünkü yapılan işlemler gerçekten hukuken karşılığı olmayan işlemler. Dolayısı ile bunların başka türlü nüksetmesi mümkündür. Çünkü paralel süreç, devlet içerisinden tasfiye edilmediği müddetçe bu tür arızi çıkışları her zaman göstermesi muhtemeldir. Burada dışarıdan gelen emir komutayla hareket eden hakim, savcı varsa bunların tamamının tasfiye edilmesi gerekiyor. 
Aksi halde bu tür hukuk garabetleriyle daha sonra karşılaşmamız muhtemeldir. Evvelinde de nitekim 17-25 Aralık sürecinde de özel yetkili mahkemelerde görev almış hakim ve savcıların olduğunu görüyoruz. Yani bu kararları veren hakim ve savcıların. Dolayısıyla bunlar nerden nasıl hareket ettikleri bilinen savcılar. Bunlara ilişkin olarak özel bir tedbir alınması
 gerekmektedir. HSYK’nın toplanıp bunları açığa almış olması en tabii olaydır, çünkü anayasadaki düzenlenmiş olan Anayasa’daki Hakim ve Savcı teminatı, hakim ve savcıların özgür iradeleriyle, vicdani kanaatleriyle karar vermelerini buyurmaktadır. Fakat siz dışarıdan gelen bir emir ve buyruklara gidebiliyorsanız artık burada hakimin bağımsızlığından ve teminatının masumiyetinden bahsedilemez. Dolayısıyla ilerde bu tür hadiselerin tekrar etmesi, bu süreç tasfiye edilmediği sürece kaçınılmaz olacaktır.


- Eski 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Metin Özçelik ve eski İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Mustafa Başer’in tutuklanma kararlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?  Eski hakim Metin Özçelik , kendisinin halen hakim olduğunu bu nedenle ağır cezalık suçlar ve suçüstü dışında hakkında gözaltı kararı verilemeyeceğini öne sürmüştü. Hakimler için gözaltı ve tutuklanma kararları hangi cezai durumlarda verilebilir?

'HAKİMLİK TEMİNATI SUÇ İŞLEME HAKKI VEREMEZ'

Avukat Mehmet SARI: 
Bu hadiselerin sonuncu olarak, öncelikle HSYK toplanarak 29. Asliye ve 32. Asliye Ceza hakimlerini açığa almıştı. Sonrasında hiçbir hukuki gerekçesi olmaksızın tahliye kararı veren hakimler hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. Neticesinde paralel hakimlerin tutuklanamasın karar verilerek, Silivri Cezaevi’ne gönderilmesine karar verildi.
Hakimlerin tutuklanması mümkün müdür? Hakimlik teminatı varken hakimler neden ve nasıl tutuklanır? şeklinde sorularak sorulmaktadır. Öncelikle kimsenin suç işleme özgürlüğü yoktur. Hakim de olsa avukat da olsa kim olursa olsun suç işlemek, örgüt mensubu olarak emir ve talimatla hareket ederek hukukta yeri olmayan bir şekilde suç işleme özgürlüğü yoktur.
İşin hukuki boyutunda, soruşturma evresinde hakim ve savcılar hakkında en yakın ağır ceza mahkemesi tüm hukuki tedbirleri alması mümkündür. Bakırköy Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma gereğince, bile bile görev ve yetkisini aşan ve yargıda kaos çıkarmaya çalışana hakimlerin; ‘’Türkiye Cumhuriyet Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek'' ve ''silahlı örgüt üyesi olmak'' suçlarından tutuklanmasına karar verildi.
Yargıda bu şekilde paralel hakimlerin olması, kanuna bile bile aykırı olacak şekilde karar vermesi hakimlik mesleği ile bağdaşmaz. Böyle bir durumda hukuk güvenliğinden bahsedilemez. Aksi halde hakimlik sıfatını taşıyan herkes, kafasına göre tutuklama, yakalama kararları verir ki, bu durum tarifsiz bir kaosa sebep olur.
Herkesin hukuk içinde kalması, görevi ve yetkisi çerçevesinde hareket etmesi en tabi olandır. Hakimlik teminatı var, diye hakimlerin suç işleme özgürlüğünden bahsedilemez. Suç işleme bakımından hiç kimse ayrıcalıklı değildir.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Bangladeş ve Myanmar'dan Arakan anlaşması
Bangladeş ve Myanmar, gördükleri zulümden kaçarak Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanların...

Haberi Oku