Çocukların cinsel istismarı suçu Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenmiş olup, ilgili yazımda Anayasa Mahkemesi’nin iptal hükmünü dikkate almadan suçun genel özelliklerinden bahsedeceğim.
            Öncelikle bu suçla korunmak istenen hukuki değer çocuğun cinsel olarak istismara karşı korunması göz önüne alındığında çocuğun cinsel gelişiminin korunmasıdır.[1] İlgili düzenlemeden de açıkça görüleceği üzere suçun mağdurunun 18 yaşından büyük olması durumunda cinsel saldırı, 18 yaşından küçük olması durumunda ise cinsel istismar ifadesi kullanılmış olmakla beraber suçun mağduru 18 yaşını doldurmamış bulunan çocuklardır.[2] Ancak kanun koyucu burada yaş gruplarını belirli ayrımlara tabi tutmuştur.
            15 yaşını doldurmamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her tür cinsel eylem bu suçu oluşturacaktır. Nitekim 15 yaşından küçük çocukların rızası bu eylemlerin hiç biri açısından bir hukuka uygunluk nedeni değildir. Bir başka anlatımla, 15 yaşından küçük çocuk kendisine yönelen cinsel eylemlere rıza gösterse dahi rızası geçersizdir ve suç oluşacaktır. Dolayısıyla rızasının olmayacağı 15 yaşından küçükler için kesin karine olarak kabul edilmiştir.
            15 – 18 yaş aralığında ikili bir ayrıma gidilmiştir. Bu ayrım 15 yaşını doldurmuş olup, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olanlar ve gelişmiş olanlar şeklinde iki farklı gruba ayrılmıştır. 15 yaşını doldurmuş olmasına rağmen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olanlar yönünden tıpkı 15 yaşından küçüklere karşı eylemler gibi suç cezalandırılır. Dolayısıyla rızaları geçerli değildir.
            15-18 yaş aralığında olup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş olanlar yönünden ise kanun bu yaş aralığındaki çocukların verdiği rızayı geçerli sayarak suçun oluşmasına engel olacağını kabul etmiştir. Bu sebeple bu çocuklara karşı ancak cebir, tehdit ya da iradeyi etkileyen bir başka sebebe dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar suç teşkil edecektir. Dolayısıyla cebir, tehdit ya da iradeyi etkileyen bir başka sebep bulunmaması durumunda cinsel istismar suçu oluşmayacaktır. Yine buna ek olarak 15-18 yaş aralığında olup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş olan çocukların cinsel ilişki boyutuna varan eylemleri reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturacaktır.
            Suçun faili açısından herhangi bir özellik aranmamıştır. Bu sebeple suçun faili kadın erkek herkes olabilirken mağdurla aynı cins de olabilir. Bununla birlikte bu suçun failinin çocuk olması durumu da söz konusudur. Ancak 6545 sayılı kanunla yapılan değişiklikle şayet sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin de çocuk olması durumunda soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun velisinin ya da vasisinin şikayetine bağlı kılınmıştır.
            Suçun oluşabilmesi için mağdura cinsel içerikli temas gerekmekte olup, şayet fiziksel temasa ulaşmayan sözlü eylemler gerçekleştirilmesi durumunda cinsel istismar değil, cinsel taciz suçu oluşacaktır.[3] Nitekim Yargıtay “Cinsel taciz içerikli sözlerle birlikte bedensel temas bulunduğundan sanığın eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu”[4] hususunu açıkça ifade etmiştir. Bununla birlikte cinsel temasın sarkıntılık düzeyinde kalması durumunda suçun cezası daha hafiftir. Sarkıntılık deyiminden anlaşılması gereken şey gerçekleştirilen hareketin ani olması ve devamlılık arz etmemesidir. Örneğin mağdurun vücuduna anlık bir temas gerçekleştirilip eylem sürdürülmezse bu durumda sarkıntılık düzeyinde kaldığı kabul edilir. [5] Bununla birlikte sarkıntılık düzeyinden bahsedilebilmesi açısından bedensel temas arandığından laf atma boyutundaki eylemler sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel istismar suçunu oluşturmaz.[6] Bu durumda yukarıda belirttiğimiz üzere 105. maddede belirtilen cinsel taciz suçu oluşacaktır.
            Sonuç olarak şunu belirtmek gerekir ki yapılan açıklamalar yalnızca suçun anlaşılması için gerçekleştirilmiş olup bilgi verme mahiyetindedir. Şunu açıkça belirtmek gerekir ki 15 yaşından küçük çocukların göstermiş oldukları rızanın hukuken hiçbir önemi olmaması sonucunda bu suç her durumda oluşacaktır. Dolayısıyla burada 15 yaşından küçükler için rıza vardır denilerek bir hukuka uygunluk nedeninden bahsedilemez.
 
[1] TEZCAN / Durmuş, ERDEM / Mustafa Ruhan, ÖNOK / R. Murat,  Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 12. Baskı, s. 385.
[2] TOROSLU / Nevzat, Ceza Hukuku Özel Kısım, Ankara, Eylül, 2012, 6. Baskı, s.64.
[3] KOCAOĞLU / S. Sinan, Yargı Kararları Işığında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar, Ankara, 2016, s. 290.
[4] Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/9056E., 2012/3661K., 29.03.2012 T.
[5] ARTUK / GÖKCEN / YENİDÜNYA, Türk Ceza Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Md. 88 – 153, 3. Cilt, s. 3713.
[6] NİŞANCI / Doğukan, 6545 Sayılı Kanun ile Getirilen Yenilikler Işığında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunuda Çocukların Cinsel İstismarı Suçu, TBB Dergisi, 2015 (120), s. 236.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
ahmet 4 ay önce

size nasıl ulaşabiliriz bu konuda davamız var ama mağduruz teşekkürler

Misafir Avatar
vatandaş 4 ay önce

avukat bey çok önemli bir konuyu herkesin anlayacağı şekilde ifade etmişsiniz. çok teşekkür ederiz emeklerinize sağlık. bilgilendik sayenizde

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner93