Karaman’da, çocuklara yönelik aşağılık eylem, toplumun her kesimi tarafından kesin bir dille telin edilmiştir. Ancak toplumun bir kesimi, diğer kesimi bu eylemin faili gibi sunma çabasını sürdürmektedir.  Her ağızlarını açtıklarında toplumsal barıştan dem vuran bu kişilerin; kendileri gibi düşünmeyen/yaşamayan insanları, en aşağılık fiillerden birinin faili gibi gösterme çabaları, bu kişilerin toplumsal barış söylemlerinde samimi olmadıklarını ortaya koymaktadır.
Israrla bu eyleme yönelik eleştiri yapılmasına hatta eylemsel bazda müdahale edilmesine rağmen bunların görmezden gelinerek, “ille de sen yaptın” demek bir akıl tutulması ile izah edilebilecek bir durum değildir. Bu eylemi toplumun her kesimi kınamıştır. Devlet ricali sanığın cezalandırılması için etkili girişimlerde bulunmuştur. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı hem davaya müdahil olmuş hem de Sayın Bakan yaptığı açıklama ile bu işin peşini bırakmayacağını deklare etmiştir. Ama bakanın bu sözü yerine, temel bir hukuk ilkesine dikkat çekmesi neticesi bir sözünün çarpıtılarak gündem yapılması yine iyi niyetle izahtan uzaktır. Suçların şahsiliği ilkesi temel bir ceza hukuku ilkesidir. Suçu işleyen kişinin cezasını da çekmesi gerekir. Suçun cezasını başkasının çekmesi asırlar öncesinde kalan ilkel bir yöntemdir. Bu eylem nedeniyle, yıllardır birçok önemli ve erdemli kişinin yetişmesine imkan tanıyan güzide bir vakfın hedefe konması hukuki ilkelerle bağdaşmamaktadır. İlgili kuruma bundan böyle seçtiği elemanları konusunda daha dikkatli davranması salık verilebilir. Ama bu asla bir şahsın affedilemez suçundan dolayı koskoca bir vakfın kapatılmasını gerektirmez. Nitekim bu şahsın aynı zamanda Milli Eğitim’e bağlı bir öğretmen olduğu söyleniyor. Şimdi Milli Eğitim Bakanlığı’nı da mı kapatacağız? Ya da öğretmenlik mesleğini mi kaldıracağız? Sayın bakanın dikkat çektiği husus da budur. Bu sözden “bir kereden bir şey olmaz” sonucunu çıkarmak için Türkçe dilbilgisi yetersizliği dışında vicdan ve izandan da uzak olmak gerekir.
Bu vesile bilip belli bir kesime en süfli saldırıları yapan güruh bilmelidir ki; bu olay onlardan fazla bu kesimi rahatsız etmiştir. Nitekim yine Hukukçular Derneği’nin bu davaya müdahil olması da dikkat çekilmesi gereken bir husustur. 2000’i aşkın üyesi ile Türkiye’nin hukuk alanındaki en büyük sivil toplum kuruluşu olan bu derneğin müdahilliğini önemsemek gerekir. Mesele üzüm yemekse buyrun birlikte yiyelim diyor mezkur dernek. Ama amaç bağcıyı dövmekse...
Öte yandan yine aynı zamanda bir kadın olan bakanın “söylemediği bir söz nedeniyle” bir siyasetçi tarafından ağır bir hakarete maruz kalması kabul edilebilir bir şey değildir. Siyaset ve siyasetçinin itibarı milletin itibarı, seçmenlerinin itibarı ile doğru orantılıdır. Siyasetçiler sorumluluk sahibi olma durumundadırlar. Bir bakana, bir anneye, bir eşe, bir kadına böyle bir ithamda bulunmak toplumsal barışı bozacak nitelikte bir söylemdir. Bu söylemin kimseye faydası olmayacağı gibi onarılamaz yaralara da sebebiyet verecektir. Evvela bu tür söylemlerin siyaset kurumunu itibarsızlaştıracağının bilinmesi gerekir. Belden aşağı siyasetin bir kazanımı ve kazananı yoktur.
Bugün toplumun belli bir kesimine belden aşağı vurmak suretiyle o kesimi aşağılayanlar bilmelidir ki; ahlak kimsenin tekelinde değildir. Ahlak tanımını gruplar üzerinden yapmak da doğru sonuç vermeyecektir. O halde hukuka sığınıp suçların şahsiliği ilkesini özümsemek gerekmektedir. Hukuk herkese bir gün lazım oluyor. Bu kaide değişmiyor. 


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Agop Ermeniyan 2 yıl önce

CMK 249. maddenin uygulanmasi gerekir. Söz konusu vakif veya vakiflar anayasada yer alan laiklik ilkesine aykiri eylemlerin odağı haline gelmistir,kapatilmalidirlar.Bunun hukuksal izahi budur,gerisi siyasidir. Hukukcular bagimsiz ve özerk kisiler olmalidir.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.