İşleyen demokrasilerin en önemli göstergelerinden biri istikrardır. Bu nedenle anayasal düzenin önceliklerinden biri, ülkede istikrarı sağlamaktır. Anayasalar demokrasi ve istikrarın güvencesidir. Ne istikrar için demokrasiden, ne de demokrasi için istikrardan vazgeçilir. Anayasalar, normal işleyişi içerisinde, demokrasi ve istikrarı “bir arada” hayata geçirecek düzenlemeler içermek durumundadırlar. Ancak kamu düzenini bozma riski ortaya çıkaran yaygın şiddet eylemleri nedeniyle kamu düzeni sağlanamaması hallerinde anayasalar, düzenin muhafazası için olağanüstü hal rejimleri öngörürler. İyi işleyen anayasalar da, yaygın şiddet eylemleri nedeniyle kamu düzeninin bozulma riskleri karşısında, bir istikrar düzenlemesi olarak “olağanüstü hal düzenlemeleri” içerirler.

Fransa’da OHAL uygulamaları; 2015 Paris saldırılarından sonra Fransız Cumhurbaşkanı François Hollande olağanüstü hâl ilan edildiğini ve Fransa'nın tüm sınırlarının kapatıldığını açıkladı. Ayrıca aynı dönemde Fransız Hükümeti AİHM sözleşmesinin 15. maddesini geçici olarak askıya aldığını Avrupa Konseyi’ne bildirdi. Yaklaşık 8 ay süren OHAL uygulaması tam bitmek üzereyken Fransa’nın sembollerinden olan, 14 Temmuz günü, Nice kentinde meydana gelen ve 85 kişinin hayatını kaybettiği saldırılar sonrası OHAL uygulaması 6 ay daha uzatıldı. Fransa’da OHAL uygulaması 15 Temmuz 2017’ye kadar devam edecek. Fransa’da da olağanüstü hal durumunda hükümet tarafından kamu güvenliğini artırıcı ve kişisel özgürlükleri daraltıcı temel tedbirler alınabiliyor. Seyahat özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüş özgürlükleri kısıtlanabiliyor. Polise mahkeme kararı olmaksızın olağanüstü yetkiler verilebiliyor[1].

Amerika Birleşik Devletleri’nde OHAL uygulamaları; ABD 12 Eylül saldırıları sonrasında halen geçerli olan olağanüstü hali ilan etti. Patriot Kanunu, 11 Eylül sonrası kabul edilen, ulusal güvenliği asli amaç kabul eden ve bu amacı gerçekleştirmek için de özgürlüklerin ihlal edilebileceğini gösteren yeni terörle mücadele mevzuatıdır. Olağanüstü hal düzenlemeleri ve Patriot Kanunu ile yürütmeye ve idareye olağanüstü yetkiler tanınmıştır[2].

İtalya senatosunun yetkilerinin azaltılması üzerinden istikrar arayışı; Eski Başbakan Matteo Renzi yönetimi, 70 yılda 63 hükümet değiştiren İtalya'da siyasi istikrar için reformların şart olduğunu ve bu değişikliklerle 500 milyon euro tasarruf sağlanacağını savunuyordu. Renzi ve Anayasal Refomlar ve Parlamento İle İlişkiler Bakanı Maria Elena Boschi'nin mimarlığını yaptığı reform paketi, parlamento tarafından onaylanmış olmasına rağmen 3'te 2'lik oy çoğunluğuna ulaşamadığı için referanduma gidildi.
Referandum, 1948 tarihli anayasanın 139 maddesinden 47'sinin değiştirilmesi için yapıldı. Değişiklik önerilerinin en önemlileri arasında, parlamentonun üst kanadı Senato'nun yetkilerinin azaltılması yer alıyordu. Halen parlamentonun iki kanadı, Temsilciler Meclisi ve Senato, eşit yetkilere sahip. Oylamaya sunulan reform paketi ise yasaları onaylama ve hükümete güvenoyu verme yetkisini sadece Temsilciler Meclisi'ne bırakıyordu. Senato'nun ancak tavsiyede bulunma ve anayasa değişikliği ile AB anlaşmaları gibi istisnai konularda yasama yetkisi kalıyordu. Senatör sayısı da 315'ten 100'e indiriliyor, halk tarafından doğrudan değil, yerel yöneticiler arasından seçilecek senatörlerin yalnızca yerel yönetimdeki görevleri için maaş alması öngörülüyordu. Halen her bir yasa değişikliğinin parlamentonun her iki kanadı tarafından da onaylanması gerektiği için, yasal düzenlemeler defalarca Temsilciler Meclisi ve Senato arasında gidip gelebiliyor. Öte yandan muhalifler, Senato'nun yetkilerinin elinden alınmasıyla bir kontrol mekanizmasının devreden çıkarılmış olacağı ve merkezi hükümetin eline aşırı güç verileceği gerekçesiyle reformlara karşı çıkıyordu.

İtalyan halkı 4 Aralık günü yapılan anayasa değişikliği referandumuna ‘’Hayır’’ dedi. Bu sonuçtan önce anayasa değişikliğinin kabul edilmemesi durumunda istifasını açıklayacağını söyleyen Başbakan Matteo Renzi, istifa etti.

Demek oluyor ki, istikrarlı batı demokrasileri dahi, dünyadaki gelişmelere uygun yeni düzenlemelere ihtiyaç duymaktadır. Türkiye’de ise sürekli kriz üreten, istikrar sorunlu darbe anayasasıyla geleceğe yürümenin imkânsız olduğu açıktır. İşte Cumhurbaşkanlığı Modeli, istikrarlı denilen ülkelerin bile istikrar arayışı içerisinde olduğu bir dönemde, denge ve kontrol sistemini gözeten istikrar sağlayıcı bir yönetim modeli önermektedir.


[1] Fransa anayasasının verdiği diğer olağanüstü yetkiler; Konser ve benzeri etkinlikler iptal edilebiliyor. Polise mahkeme izni gerekmeksizin üst arama ve ev arama yapma yetkisi verilebiliyor, sivil silahlar müsadere edilebiliyor, eylemlerle ilişkilendirilebilecek dernek vakıf gibi yapıları feshedebiliyor, olağanüstü hal durumunda sokağa çıkma yasağı ancak valiler gerekli görürse kendi bölgelerinde uygulayabiliyor. Kamu düzeni için tehdit oluşturduğuna inanılan herkesin ev hapsine alınabilmesi, gözaltındaki “terör zanlılarının” birbirleriyle iletişim kurmalarının önlenmesi gibi tedbirler alınabiliyor. İçişleri Bakanlığı terörü öven veya destekleyen haber ve internet kaynaklarını kapatma konusunda yetkilendiriliyor.

[2] Kolluk ve istihbarat güçlerini olağanüstü yetkilerle donatmıştır. Kişilerin özel hayatını ve iletişim özgürlüğünü, mülkiyet hakkını, yayın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü, toplanma özgürlüğünü ve özgürlük - güvenlik hakkını kısıtlayıcı düzenlemeler getirmiştir. Kişiler mahkemeye çıkarılmadan uzun süre gözaltında tutulmuştur. Terörle ilgili olduğu düşünülen kişiler hakkında daha kolay bir şekilde elektronik gözetim ve arama kararı alınmaya başlanmış, terör şüphelisi kişilere ilişkin verilerin istihbarat ve polis birimleri arasında paylaşımı kolaylaştırılmış, kolluk güçlerine, herhangi bir telefon şirketine ya da internet servis sağlayıcılarına abone olan herhangi bir kişinin bilgilerine hakim kararı yerine “subpoena” vasıtasıyla ulaşılmasına imkan verilmiş, Kanun’da terörizm tanımını geniş yapılmış ve bir eylemin terör niteliğinde olup olmadığının tayin edilmesinin yürütmenin inisiyatifine bırakılmış, kişilerin tutuklu kalması yürütmenin kanaatine bırakılmış, hakim kararı olmaksızın idari bir kararla FBI’ın kütüphanelerden, kitapçılardan, hastanelerden, internet servis sağlayıcılarından, kredi bürolarından, hastanelerden, otellerden ve siyasi kuruluşlardan, kişilere ait her türlü veriyi isteme ya da bunlara el koyma yetkisi verilmiş, güvenlik güçlerinin faaliyetleri üzerindeki yargı kontrolünü hafifleten mekanizmaların oluşturulmuştur
 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner93