Avrupa'nın önde gelen ülkeleri Almanya, Hollanda, Fransa, Avusturya, Belçika ve Danimarka Türkiye'den neden korkuyor? İslamofobi mi yoksa Türkofobi endişesi mi? Bu ülkelerin cinnet derecesinde 'Avrupa değerlerini !!!!! göz ardı 'etmesinin nedeni ne ? FETÖ, PKK ve diğer terör örgütlerine verilen açık desteğin anlamı ne? 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe ve kalkışma süreçlerinde Türkiye'nin bekasına ve istikbaline yönelik saldırıların arka planında hangi aktör ülkeler var. Asıl hedef ne? Cevaplar gayet basit. Ortadoğu ve dünyada gelişen tam bağımsız yeni ve güçlü aktör bir ülke olan Türkiye istenmiyor. Çünkü yeni Türkiye Obama ABD'sinin ve Batı'nın Ortadoğu ve Afrika başta olmak üzere küresel oyun kurucuların tekerine çomak sokarak Batı'nın gerçek yüzünün ortaya çıkmasını sağlamış maskelerini düşürmüştü.

Türkiye 16 Nisan'da ''Demokratik yapısal bir dönüşüm için referandum'a giderken faşist ve nazist Avrupa liderleri 'hayır' çıkması için canla başla her türlü demokratik ve diplomatik teamülleri çifte bir standartla neden ayaklar altına alıyor? Türkiye'nin kendi içinde yapacağı sistem değişikliği, Avrupa'yı neden rahatsız ediyor. Yeni sisteme geçilmesi dış politikada hızlı karar alma, bütünlük ve hızlı refleks imkânı yanısıra tam bağımsız küresel bir Türkiye'nin inşasına hizmet edeceği korkusu mu yaşanıyor. Başka bir ifadeyle '16 Nisan'da 'Hayır' çıkmasında, Avrupa hangi menfaat ve çıkarlar peşinde koşuyor. Çöküş ve dağılma sürecine giren AB çöküşü geciktirmek ve yeniden bütünleşmeyi sağlamak için bir ötekileştirme ve düşmana mı ihtiyaç duyuyor? Nasıl 16. Yüzyıl'da Akdeniz bir Müslüman Türk gölü haline geldiği için Avrupalılar Osmanlı'dan daha batıya kaçarak Avrupa uygarlığını oluşturmaya çalışmışlarsa, bugün de 'Türkiye'nin Avrupa için tehdit oluşturduğu iddiasıyla kendilerini yeniden inşa etmeye çalışan bir AB mevcut. Ancak İslamofobi yerini Türkofobiye bırakmış durumda.

Avrupalıların, 'Korkunun ecele faydası yok 'atasözünden ne anladıkları bilinmez ama 'Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması ' tezini ortaya atan Huntington, Batı veya Avrupa'nın çöküşü ile ilgili enteresan analizlerde bulunmuştu. Bu tez'e karşı çıkan bazı bilim adamları da, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği konusunda Batı'nın vereceği sınav Medeniyetler Çatışması tezinin yanlışlığının ispatlanması açısından da önemli bir dönüm noktası olacağını iddia etmişlerdi. Ancak Almanya, Hollanda ve birçok Avrupa ülkesinde günümüzde yaşanan demokrasi ve insan haklarının ayaklar altına alınması, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı bakanlara uygulanmaya çalışılan diplomatik skandallar zinciri, Avrupa için Huntington'un tezini haklı çıkardı.

Günümüzde İslam dini veya İslamiyet Batı'da Hiristiyanlık dışındaki dinlerden daha fazla olan Müslümanlar tarafından benimsenmektedir. İslam'ı hedefine almış bir Batı kaçınılmaz olarak kendi içindeki Müslüman nüfusla da sorun yaşamak zorunda kalacaktır. Amerika, İngiltere ve Avrupa'da vatandaşlık statüsündeki Müslüman nüfus azımsanmayacak boyuttadır. Dinsel kamplaşmanın tarihte en şiddetli biçimde yaşandığı Avrupa'nın böyle bir KAOS sürecini tekrar tecrübe etmeyi denemesi akıl tutulması ve insanlık dışı bir tutumdur. Üstelik AB Adalet Divanı'nın inanç özgürlüğünü kısıtlayacak son kararıyla başörtüsü yasağını neredeyse tüm Avrupa'da kamu ve özel işyerlerinde uygulanma tehdidi ile karşı karşıya bırakması Global 28 Şubat'a işaret etmektedir. Türkiye'de bundan 20 yıl önce yasaklanan türban ve inanç özgürlüğü önündeki engellerin günümüzde Ak Parti'nin demokratik reformlarıyla ortadan kaldırılması neticesinde TSK ve polis dahil olmak üzere kamuda ve özel işyerlerinde türbanın serbest bırakılması Türkiye'de demokrasi insan hakları ve özgürlükler konusunda pozitif gelişmeleri gözler önüne sererken, barbar ve Nazi Avrupa'sının engizisyon dönemlerine geri dönüş yaptığının standartlarını ortaya koymaktadır. Türkiye'nin Batılı devletlerin üst düzey yöneticilerince bizzat hedef alınıp Avrupa kamuoyunun 'Türk düşmanlığı' üzerinden ırkçı bir anlayışla kışkırtılması bu ülkelerdeki Pediga hareketlerini aşan Türkofobi üzerinden çatışmalara neden olabilecek tehlikeli gerilim ve gelişmelere işaret etmektedir.

Avrupa ülkelerinin lider kadrolarını Türkiye karşıtı politikalara sürükleyen nedenler ise şöyle sıralanabilir.

Kendine güveni artan Türkiye, Avrupa Birliği, ABD başta olmak üzere geleneksel ittifak sisteminin dışına çıkarak farklı ittifak kurabiliyor.(Trump, Putin ve Erdoğan'ın Ortadoğu'da bir blok oluşturması) Ülkemizin bu yönelimi, AB'de kaybetme korkusu yaratıyor. Türkiye'yi kaybetmekten korkuyorlar, ama kendi aralarında tutmak için ne yapacakları konusunda üzerinde uzlaşılmış strateji ve politikaları henüz yok.

Afrika'nın kırk ülkesinde Almanya'yı bölgeden atıp kendisi yerleşiyor.

Bölgesel bir aktör olarak Ortadoğu'da ABD ve Avrupa'yı önemli ölçüde denklemin dışında tutmaya çalışıyor.

Milli ve yerli savunma sanayisini kurarak bu sektörde dışa bağımlılığını azaltıyor. Bununla yetinmeyip Almanya'nın silah sanayiinde pazar payını daraltıyor.

Üçüncü köprü, üçüncü havalimanı, Kanal İstanbul gibi makro ve mega projelere/ yatırımlara imza atılıyor

S 400 füzeleri başta olmak üzere NATO sisteminin dışındaki bölgelere yöneliyor.


YeniŞafak
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner93