MADDE 1: 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9 uncu maddesine “bağımsız” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tarafsız” ibaresi eklenmiştir.

         Hiç kimsenin bu maddeyi okuduktan sonra tarafsız ya da çekimser kalıp: “Hayır, kabul etmiyorum yargı tarafsız olamaz, sadece bağımsız olması yeterlidir.” kanaatini paylaşması mümkün müdür? Ortalama bir akıl, yargının bağımsız olduğu kadar tarafsız olmasını da talep edecektir. İlk bakıştan sonra “Baktığın yere göre değişir” diyenlerin bilinç altında AK Parti istiyorsa vardır bir başka amaçları “hayır demeliyim” refleksini ezber yapanları geçiyoruz. Ortalama aklın başka bir okumasında da: olur mu öyle şey! her hakim savcı, milletin, ulusun, inancının, ahlaki değerlerinin tarafıdır. Ancak fotoğraf makinasının objektifi yalındır. İdeolojik bakmaz, bakamaz. Objektifin arkasına bir göz geçtikten sonra insan için “mutlak manada tarafsızlık düşünülemez.” diyenlerimiz de olacaktır. Bu tavır bizi doğru yerlere götürmez. Tecrübelerle sabittir. “Sizi ben bile kurtaramam” sözünün sahibi, bir dönem bu milletin başbakanını hukuki bir süreç! takip ettirerek darağacında sallandırmıştır. Bu toplum bu “hakim kararına”! ancak Allah kurtarsın! bile diyememiştir. Bu siyasi cinayet, ne yazık ki hukuk tarihimizde bir mahkeme kararı olarak var olmuştur. Tarafsız ve adil davrandıklarını kendi çaplarında iddia eden hakimler tarafından icra edilen bu mahkeme! kararı marjinal olsa da, yakın tarihimizde hile karıştırılmak suretiyle Yargıtay onaması bile vücut bulan mahkeme kararlarında da “bağımsız” sayılan hakim jenerasyonu bu coğrafyanın kaderiymiş gibi bugünlere geldik. Şimdi diyebiliyoruz ki: vicdanı, beyni, yüreği esir alınmış yargı mensupları bağımsız ve tarafsız olamazlar. Yargı, dönemin moda ideolojisinden de tarafsız ve bağımsız olmadıkça adalet tecelli etmediği gibi hatta hukuk adına, gerçekler adına cinayet işleniyor. Bunu öyle bir yaşadık ki iliklerimize kadar hissettik. Her kötülüğünü yaşadık. Böyle olmaz. Olamaz. Şimdi Anayasa’mızın 16 Nisan’da hayat bulacak maddesine bir kez daha göz atalım:

Yargı yetkisi

MADDE 9. – Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.

         Esasen ortalama akıl sahiplerinden bu değişikliğe itirazı olan yoktur. Fakat o kadar kısır ki savrulan gündem, olmayanları konuşmaktan, esası kaçırıyoruz ya da gündem saptırılmış oluyor.

         Bu değişiklik sözde kalacak, basit bir telaffuz, sözün gelişi bir değişiklik metni de değil.

         Bir inşa sürecinin de beşiğini sallıyor.

         Bir düşünce altyapısı ortaya koymaya çalışıyor.

         Hani tasavvufta bir prensip vardır. “Bir tokat yersen eğer diğer yanağını çevir” gerekirse muhatap diğer yanağına da tokat atsın. “Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez” dediği gibi Yunus’un. ‘Cesedinle hesaplaşana karşı toprak ol bakalım ki belki meramını anlatırsın, karşıdakinin insanı kâmil tarafını diriltirsin’ der Tasavvuf.

         Bunu yapabilecek babayiğit çok var mıdır cemiyette.

         Fakat özendirilir bu. Ulaşılması istenen özlemdir. İşte hukuk dünyasının da tarafsızlığı böylesine elle tutulmaz gözle görülmez esasen. Her hukuk adamı, kendi iç dünyasında bir savaşın galibi olmaya çağrılmaktadır. Hakkı üstün tutan bir adalet terazisini tutma savaşının. Gerçekten de hepimiz sahip olduğumuz düşüncenin ya da “izm” ile biten bir deli gömleği giymiş isek, bu ideolojini tesiri ile bakarız dış dünyaya. Kurtaramayız ki kendimizi, kendimiz olalım. İşte yeni hukuki konsept, özlenen bir temayı şekillendirmekte, hukukun üstünlüğü için her hukukçunun bilincinde geleceğe bir köprü kurmaya davet etmektedir. Yapabildiğin kadar kendi ideolojinden, dünya görüşünden de tarafsız olarak yargılama faaliyetini sürdür.

         Bu inşa sürecinde 15 Temmuz şehitlerinin bıraktıkları mirasa layık olmak adına her hukuk adamı bu çağrıyı dikkate almalı, bu devasa yürüyüşe ayak uydurmalıdır. Yüksek teknoloji ürünü, inovatif imalat peşindeki bir toplumun hukuki cephesine bu kimlik yakışır ve yaraşır. Güncel olarak Suriye Coğrafyasında aktif savunmamızı yürütürken, El Bab’dan sonra Mümbiç’te tıkanmamanın yolu dahi buradan geçmektedir. Ordumuzun gücü, hukuki vizyonumuzun, eğitimde sağladığımız gelişmeden, bireysel haklarda üst üste koyduğumuz aşamalarla bütünleşiyor. Hukuki güvenlik, gelişmiş toplum olmanın birincil göstergelerindendir. Cesaret ve vizyon sahibi her hukukçu, ülkenin bütün adalet kürsülerinde, her dosyasında ayrı bir hukuk estetiği, yargılama diyalektiği ile hak ihlali yapmadan yol yürümenin cesaretini gösterebilmelidir.15 Temmuz sözleşmesi hayata geçerken, seyirci kalmak değil bizzat herkesin rolüne kendi sahasında daha çok sahip çıkması gerekiyor.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.