14 Ağustos 2001 tarihinde kurulan ve 16. kuruluş yılını kutlayan AK Parti, demokratik siyaset tecrübemiz ve Türk siyasi tarihi açısından özgün bir siyasal yapılanmaya sahiptir. AK Parti milenyumun başında küresel siyasi düzenin kırılmalar eşliğinde yeniden şekillendiği bir tarihsel dönemde hukuksal kimliğine kavuşmuştur. Demokrasi tarihimizin muzdarip olduğu yapısal marazların nüksettiği bir kırılma evresinde bu siyasi oluşum ortaya çıkmıştır. Bu nedenle AK Parti, kuruluş felsefesi, referans çerçevesi, dayanmış olduğu sosyoloji ve üretmiş olduğu siyasal pratik açısından çok boyutlu bir okumaya tabi tutulmalıdır.

Tarihî bağlamı açısından değerlendirildiğinde AK Parti’nin, siyasal alanın vesayet edici apolitik iktidar aygıtları tarafından daraltıldığı ve/ya kuşatıldığı bir dönemde siyaset arenasına girdiği söylenebilir. Bu dönemde söz konusu yeni siyasi oluşumun, demokratik siyaset alanını savunamayan siyasi elitlerin kısıtlı politik arenada arz-ı endam ettikleri bir dönemde ortaya çıktığı ifade edilmelidir.

Böylesi bir dönemde AK Parti, özgün bir siyasal aklın inşası iddiası ile Türk siyasi tarihinde yeni bir soluk olarak ortaya çıkmıştır. Söz konusu yeni siyasallık, yerleşik siyaset dilinin, siyasi parti kültürünün ve hiyerarşisinin dışında bir yapılanmaya gitmiştir. Bu minvalde, siyaseti dikey bir yapılanma ve üstenci bir dil üzerinden kurgulamamıştır. İdeolojik referanslar üzerinden kurgulanmış bir toplum tasarımı ve söylem hendesesi kurmamıştır. Bilakis AK Parti, Türkiye’nin verili siyasi/toplumsal gerçekliğinin ilzam ettiği özgün bağlama denk düşen bir kurumsal politik yapılanma olarak ortaya çıkmıştır.

Bu noktada AK Parti, yalnızca aktüel sosyo-politik, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel vb. sorunlara çözüm olma umudu değil; daha temelde bunların yanı sıra hukuk devleti, insan hakları, temel hak ve özgürlüklere ilişkin esaslı yapısal sorunları çözebilecek bir umut olarak görülmüştür. Bu esaslı sorunların çözülmesi bağlamında AK Parti öncelikle, demokratik siyasetin iktidar alanına tasallut eden vesayet odakları ile meşruiyet mücadelesinin de umudu olarak varlık bulmuştur. AK Parti, Türkiye’nin o tarihte içinde bulunduğu darboğazda bütün bu umut veya beklentilerin merkezinde yeni bir siyasallığın inşası misyonu ile politik sahnede yerini almıştır.

Siyaset yalnızca devlet iktidarı olgusu üzerinden değil, yanı sıra toplumsal zemini çerçevesinde tanımlanabilecek olan dinamik bir alandır. Bu yönüyle siyaset, sadece yerleşik ‘normları uygulayan değil, söz konusu normları dönüştüren’ bir süreçselliği ifade eder. Siyaset, toplumsal akışkanlığın ve dinamiğin bir tezahürü olarak kavramsal ve kuramsal bir yenilenmeyi bitimsizce gerekli kılmaktadır.
‘Toplum merkezli bir siyaset’ tanımlaması veya algısı ile AK Parti, geçtiğimiz 15 yıllık süre zarfında, eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaştırma, enerji, toplu konut, sosyal yardımlar vd. alanlarda Türkiye’de esaslı bir kalkınmanın ve gelişimin taşıyıcılığını üstlenmiştir. Siyasi istikrarı teminle ülke ekonomisinin kalkınma yönlü trendini yükseltmiştir. Ülke tarihi açısından birçok tarihî gecikmişlikleri telafi etme noktasında radikal adımlar veya hamlelere imza atmıştır.

AK Parti, siyasal alanda yaşanan tıkanmaların tetiklediği siyasetsizlik durumu ya da siyasallığın sonlanma tehlikesini yeni bir siyasallığın keşfi ile aşabilme iddiasının ürünü olmuştur. Bir imkân olarak siyaseti yeniden tanımlamıştır. Bu noktada mevcut hiyerarşilerin ve yerleşik tutumların ötesine geçerek siyasetin siyasetçiler için değil, halk iradesi için icra edilmesi gereken bir alan olduğunu göstermiştir.

Sonuç olarak, geçen 15 yılın ardından AK Parti, kuruluş felsefesi ve değerleri ile yeniden yüzleşmenin veya hesaplaşmanın arefesindedir. Söz konusu yüzleşme, geçen süre zarfında parti içinde kurucu değerlerden uzaklaşmaya yol açan davranış kodlarının tasfiyesi yoluyla yeni bir siyasallığın inşası anlamına gelecektir.


turkiyegazetesi.com.tr
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.