Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı vergi ve borç yapılandırması/affı 6736 sayılı kanun ile gerçekleştirilmiş oldu. Sayın Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın açıklamış olduğu üzere: 100 borçlunun 76’sı yaklaşık 54 milyar liralık borcunu veya artırmış olduğu vergisini bu kanun kapsamında yapılandırdı. Yapılandırma kapsamındaki borçların zam ve faizlerinin silindiği, artırılan vergi/matrahlar ile ilgili yıllarda vergi incelemesi yapılmayacağının garantisinin verildiği, fiili durumu yansıtmayan işletme kayıtlarının düzeltilmesine imkan verildiği ve bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılmasına ilişkin düzenlemeler içeren bu kanun hükmü; ‘Af kanunları mükellefleri gerçekten affettirebilir mi?’ http://www.hukukajansi.com/af-kanunlari-mukellefleri-gercekten-affettirebilir-mi-makale,1589.html başlıklı yazımda da bahsetmiş olduğu üzere vatandaşa devletiyle barışmanın kapısını araladı.             
            Aralanan bu kapının: “Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz” atasözümüzü anımsatacak, belli bazı ödeme şartlarıyla geçileceği belirtilmiştir. Yani devletimiz, borcunu yapılandırılan, matrah-vergi artırımında bulunan mükellefin iyi niyetinin bir nişanesi olarak: yapılandırılan borcun ilk 2 taksitini zamanında ödeme zorunluluğu getirmiştir. Bu zorunluluk daha önceki af/yapılandırma kanunlarından farklı olarak, borçluların tarlada izinin olması gerektiğini, öncelikle belli etmesini istemektedir. Söz konusu düzenleme, “Borcumu yapılandırayım da elime para geçtikçe nasıl olsa öderim.” düşüncesiyle hareket edebileceklere de önlem niteliğindedir aslında.
            Bununla da kalmayarak, bu taksitlerin bir takvim yılı içerisinde 2’den fazlasının zamanında ödenmemesi de Yapılandırma Hakkını bozmakta. Peki af kanunu hükümlerine göre bozulan yapılandırmanıza ait borcunuz sizden ne şekilde tahsil edilecek?
            Burada ikili bir ayrım var; “yapılandırılmış vergi-para-idari borçlar (gecikme faizleri, vergi ve cezaları, gecikme zamları, gümrük vergileri, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, trafik, askerlik, nüfus, seçim, karayolu geçiş ücreti, RTÜK idari para cezaları, Yurt-Kur öğrenim ve katkı kredisi alacakları, SGK prim borçlarını ve belediye borçları vs.)” ile “artırılan matrah ve vergiler”.  
            Yapılandırma kapsamına alınan vergi borcu, para cezası borcu ve idari borçlarınızın bugüne kadar işlemiş faizleri silinmiş fakat, devlete olan borcun enflasyona yenik düşmemesi adına Yİ-ÜFE ile güncellenmiş tutarlar, karşınıza yeni borç miktarı olarak çıkarılmıştır. Söz konusu borçlarını peşin ödemek isteyenler 30 Kasım olan son ödeme tarihini kaçırmış olsalar bile, idare tarafından yapılan kanuni değişiklikle 2 Ocak 2017 Pazartesi gününe kadar gecikme zammıyla beraber borçlarını ödeme fırsatını bulmuşlardı. Bu tarih aynı zamanda taksitle ödeme seçeneğini tercih edenlerin de “İlk Taksitlerini ödemeleri gereken son gün” olarak belirlenmişti.
            Artırılan matrah-vergiye ilişkin yapılandırma kapsamına alınan borçlar için de ‘peşin ödeme ve taksitli ödeme’ seçenekleri söz konusu olduğu gibi; 2 Ocak 2017 Pazartesi günü peşin ve ilk taksit ödemesinin son günüydü.

Peki yapılandırma kapsamındaki borcunuzu bu tarihe kadar ödemediyseniz ne olacak?

            Yapmış olduğumuz ayrımdan ilki olan, vergi borcu-para cezası ve idari borç ve cezalara ilişkin bildirimde bulunarak af/yapılandırma kapsamına girilen fakat; zamanında gerçekleştirilmeyen borç ödemeleri dolayısıyla ‘Yapılandırma Hakkı Sona Erecek, söz konusu borç, Amme Alacağına dönüşecek ve yapılandırma/af kapsamında silinen borç faizi ve gecikme zamları geri yansıtılmış haliyle, bu tutarın tek seferde ödenmesi istenecektir.
            İkinci ayrım olarak bahsetmiş olduğumuz, beyanname vermek suretiyle taahhüt altına girilen vergi-matrah artırımında ise, zamanında yapılmayan peşin ödeme veya taksitler Af hükümlerinden yararlanmayı ortadan kaldırmamakta, ödenmemiş bu tutarlara gecikme zammı işletilerek Amme Alacakları kapsamında takip ve tahsil edilmesi sağlanacaktır. Nihayetinde her ödenmeyen taksitin eklenmiş olduğu birikmiş bir Amme Alacağı meydana gelmiş olacaktır.
            Bahsedilen ikili ayrımın dışında, kanun kapsamında ‘vermiş olduğu beyanname ile işletme kayıtlarını fiili duruma dönüştüren mükelleflerden; beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan verginin beyanname verme süresi içinde tek seferde (kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan emtialara ait KDV hariç) ödenmesi istenilmiştir. Bu ödemenin tam ve zamanında yapılamamış olması, af/yapılandırma kanununun ihlal etmemektedir. Çünkü ikinci ayrımda da bahsedildiği üzere beyanname verilmek suretiyle söz konusu borç tahakkuk ettirilip kesinleştirilmiş olup, bu borcun kanunda öngörülen vadede ödenmemesi, Amme Alacağına dönüşmesi anlamına gelmektedir.
            Yukarıda kendimize sormuş olduğumuz iki sorununda cevabı niteliğinde olacak; belirtilen şartlarda zaten Amme Alacağına dönüşen borçlarınızın, 6736 sayılı kanun hükümlerinde yer verilmese de Taksitle Ödenmesi’ni sağlayacak bir yöntem bulunmaktadır.
            Söz konusu yasa ve buna bağlı çıkan tebliğ hükümlerinin mefhum-u muhalifinden yola çıkarak, 6183 sayılı amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanunun 48. Maddesinde yer verilen Tecil hükümlerinin sağlanması koşuluyla; söz konusu borç tutarlarınız faiz alınarak tecil edilip, 36 ayı geçmemek şartıyla Tekrar Taksitlendirmeye tabi tutulabilecektir.


Hukuk Ajansı



 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner93