Faşizan FETÖ cuntasının darbe girişiminin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu ihanet kalkışması, hem aktörleri ve hem de sonuçları açısından siyasi tarihimizde ağır trajedilere yol açan darbelerden esaslı biçimde farklılık arz etmektedir. Öncelikle bu kalkışma, sistematik biçimde askeriye, bürokrasi, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, medya kuruluşları, ticaret, siyaset, diplomasi ve kamusal erkin bütün stratejik pozisyonlarını sistematik biçimde ele geçirme/sızma girişiminde bulunan bir gladyo örgütü tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu örgüt, kendisine alan açmak adına bütün hukuki, ahlaki ve dinî değerleri istismar eden ve yok sayan kadrocu bir örgüt yapılanmasıdır. Soğuk savaş dönemi sonrasında küresel emperyal düzenin uluslar üstü yayılmacı politikasının maşası olarak hizmet etmiştir. Bu kadrocu şebeke, küresel efendilerine hizmet adına bu habis misyonu icra edebilmek için Türkiye’nin kamusal aklını ve devlet aygıtını paralize etme girişimini sürdürmüştür.

Devleti, yağmalanacak bir ganimet metaı olarak gören bu habis zihniyet, kirli emellerini icra ederken millet unsurunu dikkate almamıştır. O yüzden, toplumsal perspektifi hiçbir şekilde sahihlik ve sahicilik kaygısı gütmemiştir. Millet unsuru, sahtecilik, sathîlik ve sunîlik üzerinden kurgulanan onların kirli dünyasında hiçbir zaman yer bulmamıştır. Milletsiz bir devlet ve yurtsuz bir dünya hayali gütmüşlerdir. Elitist kadroculukla devşirilen zihinler/bendeler bu hayalin peşine koşulmuştur. Kirli iktidar ilişkileri ile sistematik bir hukuksuzluk, ahlaksızlık, yolsuzluk ve sahtecilik düzeni kurulmuştur. Ancak aziz milletimiz bu kirli düzenin bütün hesaplarını bir gecede boşa çıkarmıştır. Hesaba kat/a/madıkları millet olma idraki, tarihin en ağır sillesi ile bu köksüzleşme hareketine darbesini indirmiştir.

Bu ihanet kalkışması sonuçları itibarıyla, tarih yapıcı bir aktör olarak milletimizin kendisine vatan kıldığı bu aziz coğrafyada ilelebet mukîm olma ahdini ve iradesini yenileme imkânını doğurmuştur. Bu amaçla, kamusal aklı ve siyasal bünyeyi fagosite eden kanser hücrelerinden topyekûn bir arınma imkânını var etmiştir. Anayasal yurtseverlik temelinde devletin bütün kamusal unsurları ile yeniden yapılandırılması için bir imkân doğurmuştur. Bu kirli örgütsel yapının işgal ettiği politik-bürokratik alanın yeniden kazanılması imkânı doğmuştur. Bu örgütsel yapı ile mücadele etme duyarlılığı ve kapasitesi kısıtlı olan kamu bürokrasisinin yeniden tanzimi adına bir fırsat ortaya çıkarmıştır.

Tarihin bütün zor dönemeçlerinde millet olma idraki (idrâk-i milliye), iradesi (irâde-i milliye) ve bilinci ile aziz milletimizin vatanperver evlatları, bu ihanet şebekesinin işgal girişimi karşısında, derin tarihsel hafızasını bütün hücrelerine kadar harekete geçirmiştir. O puslu gecenin karanlığını bir temmuz çığlığı ile aydınlatmıştır. Bu çığlık, millet olmanın ve millet olarak kalmanın derin çağıltısı olarak bütün dünyada yankılanmıştır. Bu çığlık, tarihin yükünü omuzladığımız andan bu yana kuruluş ve kurtuluş mücadelelerimize ve destanlarımıza eşlik eden millet olma çağrısıdır.
İhaneti ferasetle görerek mevziyi asla terk etmeyen milletimiz bu zulmetin karşısında cesaretle durmuştur. Bu destansı direnişin kahramanı olan aziz milletimizin beklentisi, bu darbeci ihanet çetesinin Türk adaleti önünde gecikmeksizin hesap vermesidir. Bu ihanet darbesini ve davalarını sulandıran ‘kontrolsüz’ beyanlar milletimizin vicdanında mahkûm edilmiştir.

Bu noktada, her anlamıyla bir irâde-i milliye davası olan bu davaya bütün süreç ve sonuçlarıyla sahip çıkmak bir vatan ve millet borcudur. Milletin davasına müdahillik sıfatı da dâhil olmak üzere kamusal ilginin diri tutulması bu sorumluluğun bir gereğidir. Bu davalara sahip çıkmak, şehadetleriyle istikbalimizi aydınlatan kahraman şehitlerimizin emanetidir. Bu noktada siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin, baroların ve üniversitelerin (özellikle hukuk fakültelerinin) üzerine büyük bir sorumluluk düşmektedir. Zira bu dava, yalnızca 15 Temmuz kalkışmasının faillerinin yargılandığı bir dava olmayıp, Türkiye üzerinde yürütülen çok uluslu ve aktörlü operasyonun faili olan bir gladyo yapılanmasının çökertilmesi davasıdır.

Vatanı ve milleti için gözünü kırpmadan şehadete yürüyen şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum!

turkiyegazetesi.com.tr

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.